0
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
90
Okunma
Kara bir gül koydun avuçlarıma,
sevdaya dair ne varsa, bir nefeste kül ettin.
yaşanmış bütün anıları;
Dağıttın...
Yıktın...
Savurdun...
Sessizliğe benzeyen
Sancılı bir ölüm bıraktın geriye.
İki nefes arasına sıkışmış bir veda ile gittin.
Ben zamanın yüzüne sürülmüş
bir yoksunlukla kaldım.
Bu acı, yanlış zamanda çalan bir saat değildi.
Kıskıvrak yakalayıp önüme koyduğun vicdanındı.
Elimi her uzattığımda, gururun set oldu önümde
Gecenin boğazına dayandı çığlığım.
yaşamakla ölmek arasında,
asılı kalmış bir kalptim sadece
Sanırım sana inanmak gibi
bir suç işledim;
yoksa gözlerim neden hâlâ
bulutları içinde taşır ki?
Geri dönmeyecek bir ihtimalin
yasını tutmak çok zor,
ama daha da zoru
kendi içine sürgün edilip kaybolmak.
Yokluğunun derin boşluğu,
Aklımın kıyılarında dolaşıp duruyor,
hayata tutunmaya çalışan yanımı
her seferinde sabote ederek,
Yeni bir yıkım başlatıyor.
Artık geceler sadece karanlık değil,
adını ezberlemiş bir hastalık gibi.
Her yanımı saran ve
tedavisi mümkün olmayan bir illet bu.
Uykularım da bölük pörçük zaten
Seni düşünmediğim anlar da
Ölümle pazarlığa tutuşuyor,
Ben de gülüp geçiyorum.
Sahi; ölmek neydi?
Seni varlığım içinde yok saymak mı
Yoksa, yokluğunun sinir uçlarında gezinmek mi
Kalbim kendine karşı örgütlenmiş bir isyanda
ne zaman iyileşmeye kalksam
içimden biri yine seni hatırlatıyor.
Zamanın damarlarıma ters akması
canımı yakmıyor,
çünkü geriye dönüş yok artık.
Bir zamanlar benim olan ellerin
Şimdi; başka ellerin..
Benim olan gözlerin, ihanetin gözleri...
Hayatın benden vazgeçemesini dilemek gibi
Dualarım oldu, eskiden olsa seni dilerdim.
Ne zaman ki sen gittin,
ben tüm inançlarımı yitirdim.
Belki de bu aşk’a yakışan buydu.
Ben öldüm derken sen oldun,
Sen öldüm derken ben oldum.
// Zaaflarını kaybetmiş birine daha fazla zarar veremezsiniz. // ...Poyrazcan...
11.01.2026
5.0
100% (4)