3
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
107
Okunma
Bugün şehre bir keder indi
taşlara vurdu, sokaklara sindi.
Kaldırımın yüreğini bozan
üç beş belediye işçisi
toprağı toprağa sürerek
yarasını kapatmaya çalışır gibi.
Hava üşür, rüzgâr öfkeli,
gökyüzü dar bir kapı,
kuşlar görünmez
benim bakışlarımda.
Karşı binanın balkonunda
iki gömlek sallanır —
sanki biri seni bekler
öteki benim yalnızlığımı.
Onlar rüzgârla şakalaşır,
ben içimdeki yangını söndürmeye çalışırım.
Kurunun yanında kim yanmaz,
derler…
Benim yanışım ıslak,
acıya değmiş bir ateş.
Koşup giderler kendilerine,
ben baktığım yerde kalırım;
tıpkı seni beklerken
zamanın benden kaçması gibi.
Şimdi
soğuyan bedenimde birkaç şiir
bir de ben kaldım
pencere başında
İstanbul’u yaralı bir yürek gibi izlerken.
İçerisi seni yakar
dışarısı beni,
iki ateş arasında kalmış
uslu bir yakınlaşmadır aşk.
Belki kaldığım yer
beni taşır bir şiire,
bir başka şiire
sürgün eder kalbimi.
İçimde yanan
sadece sen değilsin;
bir memleket gibi
küllerim var sana....
Zaralıcan
10-01-2026
ist
5.0
100% (5)