9
Yorum
26
Beğeni
5,0
Puan
326
Okunma

Sana bu şiiri, içimdeki gürültüleri susturup yazıyorum.
Elimde soğumuş bir kahve, kalbimde ise hiç soğumayan o sızı.
Gidişin değil de, gidişine alışmak zorunda kalışım ağır geliyor artık.
Sanki bütün şehir seninle gitmiş de, ben bu boşlukta unutulmuşum.
~~~~
Sesin kulaklarımda bir veda senfonisi gibi çalıyor hala.
Hangi sokağa dönsem, sana çıkmayan yolların yorgunluğu var üzerimde.
İnsan en çok sevdiğinden uzağa düşünce anlarmış;
Meğer ne çok cümlem varmış senin sessizliğine kurban giden.
~~~~
Bir gün gelir de hatırlarsan beni, sakın gülümseme.
Çünkü ben senin her gülüşünde bir parça daha eksildim.
Acının bir rengi olsaydı, kesinlikle senin gözlerin olurdu;
Baktıkça yakan, yaktıkça içimde derinleşen bir kara delik misali.
~~~~
Şimdi hangi kapıyı çalsam, içeriden senin kokun gelmiyor.
Oysa ben bütün evleri sen sanmıştım, bütün pencereleri sana açılan.
Yalnızlık dediğin, bir odada tek başına kalmak değilmiş;
Yalnızlık, kalabalıkların ortasında senin eksikliğini çekmekmiş.
~~~~
Bak, yine akşam oluyor ve ben yine sana yeniliyorum.
Güneş batarken beraberinde umutlarımı da alıp götürüyor.
Geriye sadece siyah bir gece ve senin bitmek bilmeyen yokluğun kalıyor.
Kaç geceyi böyle feda ettim, kaç uykumu sana böldüm, sayamadım.
~~~~
Bir mektup yazsan diyorum, sadece "nasılsın" desen.
Cevap veremeyecek kadar yaralı olduğumu bile bile sorsan.
Bazen bir soru, bin cevaptan daha çok acıtırmış canı.
Sen sormadın, ben ise hiç iyileşemedim o günden beri.
~~~~
Hatıralar, insanın yakasını bırakmayan hayaletlermiş.
Nereye gitsem bir gölge gibi peşimden geliyor o eski günler.
Elinin elime değdiği o ilk anın günahı boynumda kalmış sanki.
Sevmek ne büyük bir cezaymış, yaşarken öğreniyor insan.
~~~~
Dram dedikleri bu olsa gerek; başrolünde senin olduğun bir yokluk hikayesi.
Ben sadece senin bıraktığın enkazın altında kalan figüranım.
Sen gittin, ışıklar söndü ama perde bir türlü kapanmadı.
Oyun bitti diyemedim, çünkü içimdeki sen hala kanıyor.
~~~~
Zaman her şeyin ilacı diyorlar ya, yalan söylüyorlar.
Zaman sadece acıya alışmayı öğretiyor, geçmesini değil.
Kabuk bağlayan yaraların altındaki o taze kan hep orada.
Sadece üzerine biraz daha toz konuyor, biraz daha grileşiyor hayat.
~~~~
Keşke hiç tanışmasaydık demiyorum, ama keşke böyle bitmeseydi.
İnsan sevdiğine kırılmazmış, sadece vazgeçermiş.
Ben senden vazgeçemedim ama senin benden gidişini izledim.
Bu izleyiş, bir intiharın en uzun haliydi benim için.
~~~~
Hava soğuyor artık, buralarda kış erken başlar bilirsin.
Senin yokluğun en büyük ayazım, senin sessizliğin en derin karım.
Kimin ısıttığı önemli değil artık ellerini,
Benim içimdeki bu yangın, senin buzunla bile sönmez artık.
~~*~~
Şimdi bu şiiri, içimde seninle devrilen o kentin altına gömüyorum.
Sen hiç okumayacaksın, ben ise bu küllerin arasından bir daha doğmayacağım.
Hoşça kal demiyorum, vedalar bir ’hoşluk’ bekler;
Oysa sen bende, ucu açık bir yara gibi kaldın; diktikçe kanayan, kanadıkça seni hatırlatan..."
Cemre Yaman
5.0
100% (15)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.