9
Yorum
23
Beğeni
0,0
Puan
145
Okunma
Beni bul,
fazla ara verme…
Günün hangi saati olduğu mühim değil,
gece de olur
sabahın tam eşiği de.
Yeter ki gel,
içindeki o çiğ kalmış güzelliklerle.
Beni bul!
Ben yalnızca senin yazdığın değilim.
Ben; yanıldığında bile seni doğruna çağıranım,
boğazında düğüm kalan o sözdür adım,
sustukça büyüyen, bekledikçe ağırlaşan sevdayım.
Kimseyi ayırmayan, kimseyi eksiltmeyen
bir yerim var içimizde;
sesimi oradan duyuruyorum.
Fazla geç kalma.
Öyle anlarda gel ki
başka hiçbir şey yapamayayım.
“Çok şükür yine mi geldin”
diyeyim sana,
hemen sarılayım kaleme,
kâğıt beni affetsin.
Gelince
kalem olalım,
sayfa olalım,
satır satır dökülelim.
Şiir olalım,
yazı olalım,
birbirimize ağır gelmeden
sevilelim.
Bazen düze inelim,
bazen yamaçlara tırmanalım.
Hendeklerden geçelim,
kalyonlara binelim,
ama bir yerde kalmayalım.
Çünkü şiir
yerleşince değil,
kalpten kalbe yol olunca güzeldir.
Beni bul…
Özgür bir kuş gibi
herkesin gönlüne konayım.
Okuyan her cümlede
kendinden bir şey bulsun.
Bir yara olayım ama kanatmayayım,
bir hüzün olayım ama ayakta tutayım.
Özlemim var benim,
ağır…
taşınan cinsten.
Okuyanı alıp
“seninlilere” götürsün.
Bir an durup
“hocam yine sen mi” desin,
sonra eklesin:
“Bu nasıl bir şiir,
bizi aldı götürdü.”
Beni bul.
Geç kalmadan.
Çünkü bazı şiirler
beklemeye gelmez.
ALİ RIZA COŞKUN