0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
28
Okunma
Aşk,
göçebe bir kuş gibidir;
konar omzuna bir sabah vakti,
kanadında rüzgâr,
gözlerinde uzak yollar…
Bir bakarsın yuva sanırsın,
bir bakarsın gökyüzü kadar yalnız.
Sanma ki kendiliğinden kalır,
sanma ki sevgi sadece istemekle büyür.
Aşk, kalpten geçip giden bir yolcu değildir;
elinden tutulmazsa,
adını bilmezsen,
dilini öğrenmezsen
ürküp gider.
Bak,
kalbinden geçmesine izin verme sadece;
kalbine yer aç.
Bir tas su koy önüne,
bir parça sabır,
bir avuç merhamet bırak eşiğine.
Aşk açlıktan ölür en çok,
ilgisizlikten, suskunluktan,
“nasıl olsa anlar” denilen gecelerden…
Rengin Adar’ın isyanı gibi,
içinde bir dağ taşımalı aşk;
ama Serhat Yoldaş’ın sözü gibi
o dağı yıkmayacak kadar da sakin olmalı.
Ne fazlası boğmalı,
ne eksikliği soldurmalı.
Aşk denge ister,
iki yürek arasında kurulan
kırılgan bir köprü ister.
Evcilleştirin onu,
ama zincire vurmayın.
Sahip çıkın,
ama esir etmeyin.
Sevmek;
kafese kapatmak değil,
her gün yeniden seçmektir aynı gökyüzünü.
Her sabah “gitme” demek değil,
“kalırsan yanındayım” diyebilmektir.
Çünkü aşk,
sahipsiz kalınca küser.
Bir selamı unutunca incinir,
bir bakışı esirgeyince üşür.
Ve kimse fark etmeden
içinizde sessizce ölür.
Sonra siz,
“neden sevemiyorum artık?” diye sorarsınız;
oysa mezarı çoktan kazılmıştır
ihmal edilen cümlelerle.
Unutmayın,
aşk kendini savunamaz.
Onu siz korursunuz,
siz beslersiniz,
siz büyütürsünüz.
Bir gün bakarsınız,
artık o göçebe kuş değildir;
yuvası vardır,
adı vardır,
iki kalbin ortasında
ömürlük bir nedeni vardır.
Ve işte o zaman
aşk gitmez…
Çünkü giderken değil,
kalırken anlam kazanır.
Ve:
Aşk,
Göçebe bir kuş gibidir ,
Göçerse elbet gider .
"Ve belkide gözlerinin önündeki bir başka yuvaya".
Kadir TURGUT
5.0
100% (2)