0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
57
Okunma
Dünü yıkım, yarını pusu kokan,
Kendi sesine yabancı, kendi gölgesinden ürken,
Bağrı yanık, alnı tozlu benim dertli halkım...
Seni hangi masalla uyuttular,
Hangi yalanla böldüler ekmeğini sofranda?
Siyasi nutuklar dönerken kürsülerde,
Senin ciğerin yanar, senin çocukların üşür.
Bir yanın ateş, bir yanın buz tutmuş;
Duyguların talan, umudun ise bir iğne deliği.
Kandırılmak mı dedin?
Seni en çok o gülen yüzler vurdu sırtından!
Bak, tarih geçiyor süzülerek;
Yıkılmış kerpiçlerden sızan kan bizimdir.
Söz gümüşse, sükût artık pas tutmuş bir zincir!
Uyan ki bitsin bu kör dövüş,
Uyan ki külünden doğsun o asil duruş.
yarın, ateşten bir gömlek olsa da,
Onu giyecek olan yine o nasırlı ellerindir!
Dağlarına bahar gelsin artık,
Yeter bu kan revan, yeter bu dumanlı şafaklar...
5.0
100% (2)