5
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
63
Okunma

Sana gelmek için çıktığım tüm yolların sonu,
Uçurumu cennet sanan bir çocuğun hevesiyle bitti.
Şimdi ellerimde sadece senin yokluğun,
Ve dilimde biriktirdiğim o ağır sessizlik var.
Artık ne kal diyecek kadar umudum kaldı,
Ne de git diyebilecek kadar cesaretim.
İnsan en çok, kelimeleri tükendiğinde anlarmış;
Sustuğu her şeyin aslında kendisi olduğunu.
Gidişin, bir takvimin en güzel yaprağını koparmak gibiydi,
Önce zaman durdu, sonra anlam.
Ben seni en çok, beni hiç sevmediğin anlarda sevmişim,
Kendi yarasına aşık bir mahkûm gibi.
Senden kalan acıyı bile kimseyle paylaşamıyorum,
Sanki anlatırsam, içimdeki o son resmin de solacak.
Bazı yaralar vardır; iyileşmek değil,
Sadece hatırlanmak ister.
Bir şehir yıkılıyor içimde, fark etmiyorsun,
Sokak lambaları senin bakışlarını taklit ediyor;
Soluk, uzak ve biraz da kimsesiz...
Işığına koştuğum her sokak, yine sana çıkmıyor.
Kimseye "iyiyim" diyemeyecek kadar yorgunum artık,
Çünkü biliyorum; bazı vedalar bir ömür boyu sürer.
İnsan gitmekle gidemiyormuş meğer,
Aklı geride kalanın, adımları sadece bir yalandan ibaret.
Sen benim en güzel yenilgimdin,
Bense senin hiç uğramadığın o ıssız durak.
Şimdi hangi rüzgâr dağıtır bu sisli bekleyişi?
Ben bittim, sen gittin; ama sızın hâlâ ev sahibi.
Unutmak, insanın kendine söylediği en büyük yalanmış.
Hangi boşluk dolar ki senin bıraktığın uçurumla?
Ben her gece o uçurumun kenarında oturup,
Seni değil, sendeki beni bekliyorum.
Yalnızlık, kalabalık bir caddede isminin fısıldanması değil,
Sesini duymaya ihtiyaç duyduğumda, kendime bile yabancı kalmamdır.
Sen bende o kadar çoğaldın ki,
Ben artık kendime yer bulamıyorum.
İşte tam buradayım; İltica’nın Kıyısı’nda,
Gölgem bile benden kaçmak ister gibi duruyor.
Bir adım sonrası yokluk, bir adım öncesi sen...
Ve ben o tek bir adımın içinde yaşlanıyorum.
Şimdi hangi kitaba sığar bu sol yanıma bıraktığın enkaz?
Hangi merhem dindirir bu dinmek bilmeyen sızıyı?
Adını kalbime değil, kaybettiğim her şeye yazdım ben;
Okudukça kanayan, kanadıkça eksilen bir ömür gibi.
Artık ne güneşin doğuşu teselli, ne ayın sessizliği.
Sen gittin ya, dünya sadece bir harf noksan kaldı.
Yüzümdeki bu keder, senden bana kalan tek miras;
Hoşça kal deme, çünkü hiç kimse hoşça kalmıyor veda edince.
Gidişinle başlayan bu büyük boşlukta,
Adresini yitirmiş bir mülteci gibi, kendi enkazıma sığınıyorum.
Artık ne senden bir iz, ne de bende bir "biz" kaldı;
Ben bu gece,
Darağacı kuruyorum gidişinin ayak izlerine,
Geçtiğin her sokağı hatıraların boynuma doluyorum;
Ve senin o devasa yokluğunda,
Bize dair ne varsa, tüm yaşanmışlıkları bir mülteci cesedi gibi sessizce infaz ediyorum.
Cemre yaman
5.0
100% (4)