19
Yorum
38
Beğeni
5,0
Puan
371
Okunma
Yeni yıla girdik derler,
takvim yaprakları sessizce düştü yere.
Oysa içimde
dün hâlâ ayakta,
önceki yılın yorgunluğu omuzlarımda,
geçmeyen bir sızı gibi…
Yeni yıl…
Adı yeni,
yükü eski.
Hatıralar eskimiyor çünkü,
acılar takvim tanımıyor.
Gidenler gitmiş kalıyor,
kalanlar biraz daha eksiliyor içimizden.
Bir masa başında çoğalıyor yalnızlık,
bir sandalyede eksik oturuyor sevinç.
Eller boş,
gözler dolu bu gece.
Kutlama değil bu,
susarak anmak gibi
geçip giden yılları.
Dudaklarımda yarım kalan dualar,
içimde içilmeyen bir hüzün…
Eskiye dönüp bakıyorum,
“Bir daha olmaz” dediklerim olmuş,
“Geçer” dediklerim kök salmış.
Gülüşler fotoğraflarda kalmış,
sesler duvarlarda yankı.
Zaman ilerlemiş diyorlar,
ben yerimde durmuşum meğer.
Yeni yıl…
Bir kapı aralığı gibi,
ne tamamen açılıyor
ne de kapanıyor geçmişe.
İçeri girerken
arkama baka baka yürüyorum,
çünkü her yeni
biraz eskiye benziyor.
Yine de…
İşte tam burada
ince bir umut sızıyor kalbime.
Belki bu yıl
yaralar daha az kanar,
belki özlem biraz susar.
Belki bir sabah
daha hafif uyanırım hayata.
Yeni yıldan mucize istemiyorum,
sadece biraz merhamet.
Biraz sabır,
biraz da içimi ısıtacak
sessiz bir “iyi olacak” hissi…
Yeni yıl…
Eski acılarla giriyorum sana
ama hâlâ
yeniden başlamaya inanan
bu yorgun kalple.
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (28)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.