4
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
189
Okunma

Bir gün...
Sol kasığımda hakir bir feryat
Kırık bir tepside...
Nahoş bir lezzette sunuldu hatıralar
Soframda öksüz bir gülüş kaldı
Zamanın acıya evrilmiş sonbaharında
Adını sayıkladım
Şarkılar boyu...
Dilim dönmediğince
Ve kara bulutlara ellerimle duvarlar ördüm
Sen beni sevmediğince..
Elizan...
Duy içimde yankılanan
Alaca ağıtları
Sana veda etmek istemiyorum
Kapatma göğsünden parmak aralarıma sızan pembe ışıkları...
Bekle...
Yarın mutlaka geleceğim..
Tarumar edilmiş bir güz bahçesinden
Gençliğimi bir bukete sarıpta
Kırağı tutmuş
O son gülü sana vereceğim
Haydi yak kandilleri
Beni yağmurlarla an
Elizan...
Saçlarının siyahında örüldü kederim..
Bir al turna gibi göçüverdin
Muhayyilemden...
Sana göre sıcak bana göre ayaza çalan bir başka bahara...
Bunca zulüm bana fazla değil mi?
Hayatın ortasından yalınayak
Apar topar geçişlerin...
Sustum...
Durdum...
İzledim..
Bana yazık değil mi?
Yaktığın kadar yan...
Elizan...
İşte geldim...
Tam tekmil...
Bir soluk bekliyorum...
Kasırga gibi sarmalanmış ruhumla..
Aç kapıyı...
En azından arala...
Anlat neden gökyüzü mavi?
Ve neden uzaklarda uçar gurbetçi kuşlar?
Beni bu deruni yalnızlıktan çekip al...
Gitme kal...
Kederli bir gün batımı şimdi ıssız ruhum
Artık ışık arama sararan kalbimde
Tut ellerimi sadece..
Beni esirgeme rüzgârdan sökerek aldığım
Kurşuni gözlerinden...
Sıcak gülüşlere uçalım..
Gel haydi...
Yanıma uzan...
Elizan...
5.0
100% (9)