1
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
210
Okunma

Mevsimler sarardı sırtını döndüğünde dünyama
Hasret nöbetleriyle geçti seneler
Geçmedi oysa vaveylası gönlümün
Çehresi değişti yedi kat alemin
Kelamı, kavgası, adamı değişti
Türküler yakılmıyor artık yeni yetme aşklara
İşlenmiyor mendiller göz yaşlarıyla
Ucu yanık mektuplar yazılmıyor en kalbi duygularla
Kitap aralarında kurutulan çiçekler de kalmadı
Pamuk ipliğiyle örüldü zaman
Bin bir günahla çalındı sevdaların mayası
Kartpostallara hapsedildi mazinin şen kahkahası
Yıldızları takıp peşine öylece kayıp gitti
Bulutlar yemin etti ağlamamaya
Kefil değil ne var ki gözlerim kirpiklerine
Dirsek çevirmek de aşka dahil mi Attila İlhan
Sen ki kartpostal zamanlarının süvarisi
Şiirin öz babası
Ses ver ötelerden
Kesilsin ruhumun iniltisi
Ay ışığı küsmüş iğde ağaçlarına
Durgun sulardan toplamış gölgesini
Koyu bir yalnızlık ekilmiş yüreğime
Tortulaşmış yüzümde tebessümler
İkimiz hiç olmamalıydık
Ne fi tarihinde sultan sarayında
Ne de iki bin yirmi beşin matemli kasımında
Geminden boşanan atlar gibi soluyup burnundan
Nikah tazeleyip özgürlükle
Başına buyruk ezmek için arta kalan tüm zamanları
Bırakıp ellerimi gittin
Şimdi ellerim güz yanığı anılarla bezeli
Neresine dokunsam tenimin yara döküyor
Ahmet Hamdi’den kalma huzursuzluğum var
Hüznün cümlesi artık adres sormuyor
Matmazel Noraliya kadar tedirginim
İçimdeki bin yıllık kor alevi besliyorum anılarla
Kartpostallarda kalan neşeyi arıyorum
Bir de beni tuz buz eden hatıramdaki seni...
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.