2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
227
Okunma
Bir resim defterim vardı
Küçük basık meyhanelerde
Çizerdim babamın içtiği vakitlerde
Güzel papuçları vardı resimlerimin
Kısır anaların düşlerindeki bebekler giyerdi
İşte bulut diye bağırdım!
Bir güvercin ğöğsümün üstünde
Yoksulları ve üzerlerindeki gökyüzünü çizdim
Uykusuz bir göz gibi yorgundular
Çizdim,
Bekledikleri cumartesi akşamlarını
Dişleri ve düşleri gıcırdıyorlardı
Zeytin, yağ ve ekmek
Bir hayal kadar bezginlerdi
Mutluluk nedir ki görüntüler çekip gidince
Resimlerde mevsimler ve kadınlar..
Tekrarlanan aşk figürleri..
Pörsümüş bir yonca çiz dedim, kendime
Solgun bir piyanistin yüzünü
Gölgede kalmışları
Yedi günü ve yedi geceyi
Sabaha can veren duyu düşünü
Gidenleri ve kalanları
Kim çizer
Yediğimiz gündelik acıları
Boyumuzun yetişemediği arş’ ı
Serap nedir ,çölü görmeyen için
Zindan nedir ,prangaları duymayan için
Yıldızlar nedir,damlarında,(Umut havaalanlarında )uyumayan için
Kim çizebilir silinmiş bir yazgıyı
Nereye ey başkaldıranım
Diz üstü kal
Usumda sevişmekten yorgun bir evren
Diren!
Çiz!
Döner bir gün, akşamlar yazgılarından
Döner, yaşamın kızgın topuğu geri
Aşktır, ölüme egemen olan
Dirilerdir ,ölü kralları sayan
Döner,kavgadan uzak bir Güneş
İlk çizdiğim resim gibi duruyor anılarım
Yirmisindeydim
Saraylar ve tapınaklar
Çölleri emziren kadınlar
Aşk’ ın yasak olduğu yurtlar
Tebeşirle çizilmiş sabah duvarları
Hepsini hatırlıyorum
Köklerimi sarsan şiirler gibi
Mutsuzluğun soluk bir kağıda dönüşeceğini kim diye bilir ki ?
Kim çize bilir kederin gözyaşlarını,
Meleklerin bozbulanık göğüne
Kim göre bilir
Hani şu simsiyah kentllerde ağlayan peri kızlarını...
.
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.