2
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
266
Okunma
Sensizliğin taşırdığı bir nehirde yüzüyorum.
Suda değil,
zamanın kırık kaburgalarında.
Sesin
bir kuş değil,
boynuma dolanmış ince bir ip.
Her hatırlayışımda biraz daha sıkıyor.
Gözlerimin içinde çoğalan bir boşluk var.
Aynaya bakıyorum,
çehremden önce yokluğun beliriyor.
Sana uzattığım ellerim
havada donup kalıyor;
sanki taş kesiliyor parmaklarım.
Çünkü senin dokunuşunla
öğrenmişlerdi canlanmayı.
Özlemek
bir kapının önünde saatlerce durmak değil,
kapının kendisine dönüşmek:
kimse açmasa da,
içinde hep senin ayak seslerini beklemek.
Geceyi bölüyorum,
uyanıklıkla uykusuzluk arasına seni koyuyorum.
Her rüyada senin yüzün
suya atılmış bir taş gibi:
yaklaşıyorum,
dalgalanıp kayboluyorsun.
Sensizken yazdığım her dize
kendi kanımın üzerine eğilmiş bir ayna gibi.
Ve ben o aynada
sana benzeyen bir acıdan başka hiçbir şey görmüyorum.
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.