3
Yorum
16
Beğeni
4,8
Puan
111
Okunma

Varlığın Kulağı..
Gecenin en kuytusunda, yıldızlar uykudayken,
Bir nefes kesilir kâinatta, an durur gök kubbede.
Sır perdesi aralanır usulca, duyulmaz bir tınıyla,
Varoluşun en eski türküsü, yankılanır gönül ülkesinde.
Toprağın sessiz devinimi, ağacın kök salışı derin,
Her bir yaprakta titreyen, kadim bir bilgelik izi.
Damlanın denize akışı, kum tanesinin sırrı,
İdrakin kapısını aralar, varlığın öze erişi.
Bakma sadece göze görünen surete, aldanma fani olana,
Perdenin ardında gizlidir hakikat, esrarlı bir rüya.
Zamanın ötesinden gelir, ruhun ebedi çağrısı,
Kâinatın nabzı atar, sessizliğin en derin katmanında.
Rüzgârın fısıltısında gizli, efsunlu bir soluk,
Dağların doruğunda yükselen, ruhani bir çığlık.
Her zerrede can bulan, ilahi bir dokunuş,
Sonsuzluğun aynasıdır, içe dönük bir bakış.
Kelebeğin kanadındaki nakış, bir tecelli sırrı,
Suyun berraklığında yansıyan, hayatın özü.
Her canlıda saklı bir ayet, okunmayı bekleyen,
Sükûtun içinden yükselir, ilahi bir ses.
Bu sonsuz ahenk içinde, her şey birbiriyle bütün,
Görünmez bağlarla örülmüş, muazzam bir desen.
Düşüncenin gürültüsü dindiğinde, kalp suskun kaldığında,
Anlarsın, her anın nasıl bir tecelli olduğunu, ey insan.
Ve o tecelliler, idrake açılan birer pencere olur,
Bil ki her dokunuş, bir mana; her susuş, bir fısıltı.
Yeter ki dur ve dinle; varlığın o sessiz çağrısını...
Hasan Belek
02 06 25
Akçay
5.0
83% (5)
4.0
17% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.