2
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
83
Okunma

Kurşini Ağırlık..
Söz birikmişti boğazda, düğüm düğüm olmuştu hani,
şehrin üstüne çöken kurşuni ağırlık adına,
unutulmuş balkonlardaki sardunyaların hüznüne,
sokak lambasının altında titreyen o son yaprağa
söylemek gerekti işte, susmak olmazdı.
Tren raylarında biriken pas için,
geçip giden vagonların taşıdığı o meçhul yüzler için,
kim bilir hangi durakta inmiş yolcuların geride bıraktığı
boşluğun türküsünü çağırmak gerekti sanki.
Çünkü bazen kelimeler sığınaktır ya,
bazen köprüdür ya görünmez kıyılara,
anlatmak lazımdı, içimizdeki o yorgun yolcuya
bir yudum su vermek gibiydi belki de,
belki de sadece kendi sesimizi duymak içindi, kim bilir?
Ama eski bir fotoğrafın kenarındaki kıvrım için,
tavana bakıp kurulan o devrik hayaller için,
gecenin ortasında sebepsizce uyanmaların hatırına
birkaç satır karalamak icap etti.
Yoksa taşardı içimizdeki o bulanık nehir,
yatağını bulamaz, kim bilir nerelere savrulurdu?
Pencere camına vuran yağmur damlaları şahitti,
radyoda çalan o eski şarkı da,
dile gelmeliydi bazı şeyler, yoksa olmazdı.
Göz göze gelmekten kaçınılan anların utangaçlığı için,
yarım kalmış bir cümlenin boğuk fısıltısı için,
masanın üzerindeki o okunmamış kitabın yalnızlığına
bir ses vermek gerekti.
Sadece yaşanmışlıklar değil ki yük olan omuza,
yaşanmamışların hayaleti daha bir ağır basar bazen.
İşte o ağırlığı biraz olsun dağıtmak için,
tozlu kelimeleri havalandırmak için yazdık belki,
yoksa ne fark ederdi ki bir eksik bir fazla?
Ama fark ediyordu işte, o içteki ince sızı biliyordu,
kelimeler can suyu bekliyordu sanki çatlayan toprağa,
anlatmak gerekti, başka çaresi yoktu çünkü...
Hasan Belek
29 04 25
Akçay
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.