1
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
304
Okunma
-Kırık Diyarların Kolektif Deliliği-
I. Fabrika bacaları düşüncenin iğrenç spermleri,
Her türbinde yanar kundaklanmış umut.
İşçi tulumlarıyla doğmuş çocuklar: Kırık kolye taneleri,
Anneleri, gözyaşlarını ekmek hamuruna karıştırır.
Zamanın dişleri paslanmış,
Saat 17:00: Kan kusma vakti.
II. Bir evsiz, köprü altında Platon’un mağarasını kurdu,
Gölgeleri satar, Gerçek bu! diye bağırır alkole.
Bir polis arabası geçer: Yanık et kokusu,
Televizyonlar, ölümü reklam arasında sunar.
“Mutlu musun?” diye sorar anketör,
Cevap: Bir yumruk.
III. Metroda bir adam kendi cenazesini taşır çantasında,
Ölü doğmuş ikizinin fotoğrafıyla sürtüşür gölgesi.
“Tanrı yok!” diye mırıldanır, sonra kahkaha atar:
Yoksa vergi mi ödemem gerekecekti?
Raylarda titreşen ışık: İntiharın elektroşoku.
IV. Bir kadın, gecekondu semaverinde pişirir kaderini,
Çayı demlenirken Rus romanları gibi kasvetli.
Kocası: Bir mayın tarlasının haritası,
Oğlu, okulda “Ben kimim?” yazmış defterine,
Öğretmen cevaplamış: Bir imla hatası.
V. Mezarlık bekçisi ölülerle tavla oynar,
Yenildim, der, Ama hepsi hileci!
Taşların üstünde küflenir isimler:
Bir nesil ki rakamdan ibaret,
Doğum tarihi: ?
Ölüm tarihi: ?
VI. Bir çocuk, oyuncak tabancayla vurur güneşe,
Ölsün artık bu palyaço! diye haykırır.
Gök yarılıp neon mavisi kusarken,
Bulutlar: Yakılmış senetler,
Yağmur: Bankaların tükürüğü.
VII. Biz ki kolektif bir çığlığın harfleriyiz,
Cümlelerimiz virgüllerde boğulur.
En son şarkı: Makinaların ilahisi,
Sözleri: Yok.
Bestesi: Yok.
Dinleyen: Yok.
Zana Yekbun/Emrah Aktaş
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.