6
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
359
Okunma
Bazı sorular, cevabını hiç bulamaz. Kimi sesler, yankısını yalnızlığın derinliğinde kaybeder.
Bu şiir, hatıraların sessizliğine sorulan bir çağrıdır; geçmişin izini süren bir fısıltıdır. Bir rüzgârın savurduğu düşler, yıldızların anlattığı sırlar ve zamanın unuttuğu isimler…
Her dizede bir arayış, her soruda bir özlem saklıdır. Bazen bir adım geriye dönmek, bazen göçebe bir kuş gibi uzaklara bakmak... Ama en çok da, kendi içindeki kayboluşa tanıklık etmektir.
*Bu satırlar, varlık ile yokluk arasında salınan ruhlara, kendi yalnızlığında kaybolanlara ve en çok da hatıraların sessizliğinde yankılananlara armağandır...
Söylesene, hangi rüzgâr üfledi içine,
Hangi yıldız fısıldadı düşlerini?
Kaç geceye bölündü adının sessizliği,
Hangi sabah unuttu seni?
Hangi dağların yamacında soluklandın,
Hangi ırmaklar taşıdı hüznünü?
Kaç baharın tomurcuğunda saklandın,
Hangi solgun yaprak bildi özünü?
Kaç göçebe kuş kondu pencerene,
Kaç fırtına savurdu izlerini?
Hangi mevsim yitirdi sesini,
Hangi zaman unuttu tenini?
Söylesene, kaç adım attın geriye,
Kaç gölge uzandı ardından?
Hangi yağmur yıkadı hatıranı,
Kaç damla düştü gözlerinden?
Söyle, hangi düşlerin ucunda bekledin,
Hangi şafağa açtın gözlerini?
Kim bilir, belki de çoktan kayboldun,
Kendi yalnızlığının içinde…
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.