4
Yorum
29
Beğeni
0,0
Puan
371
Okunma
Dinlediğim bir yaşam öyküsünden esinle kurgulanmıştır.
çürüyordu kadın
bu çürüme dişlerinde başladı
oysa yaşı sadece elli civarıydı
her sabah aynanın karşısına geçti
ağzını sonuna kadar açtı
dişlerini tek tek saydı
parmaklarıyla yokladı
ah sallanıyorlar, dedi
günbegün çürüyordu kadın
ağzının içi bir savaş alanıydı
gözlerini
dilini
parmaklarını
her bir dişin üzerinde
usul usul gezdirmek
istemsizce de olsa
bir alışkanlığa dönüştü
bu hızlı çürümeyi
durduramadı kadın
sallanan inci dişlerini
biçare
iki parmağı arasına sıkıştırıp
peyderpey yoldu
- bir keresinde
k/anı bir türlü durduramamıştı
ah o gün ne çok ağlamıştı...
hergün bir kural gibi
aynaya baktı
dişlerini saydı
ne çabuk yarılanmıştı sayı
dudaklarını b/üzerek
ıslık çalmaya yeltendi
beceremedi
üstelik yanakları da çöküktü
ihtiyarlamıştı
çarçabuk çürüyen kadın
dökülen dişlerini
bir cam kavanozda
itinayla s/akladı
hergün tek tek saydı
hergün yaşlarıyla suladı
günbegün
biraz daha çürüyen kadın için
dişleri arasında
fındık
fıstık
ya da ceviz kırmak
uzak bir hayal oldu
oysa bu yeme biçimini
ne çok severdi
fakat bir keresinde
ağzının içi dişle dolmuştu
öyle çok dişi vardı ki
ağzı bir türlü kapanmadı
her bir diş, çay şekeri büyüklüğündeydi
of, amaaan...
bu da bir başka eziyetti
neyse ki
kan ter içinde uyandı
ağzından kan akıyordu
meğer son üç beş dişini de
rüyasında dökmüştü
aynanın karşısına geçti kadın
muhtemelen son bir kez...
suretini süzdü
ağız boşluğunu süzdü
gözünden yaş akarken
ağzında kalan son iki diş de
düşme sırasını bekliyordu
hepten çürüyen kadından geriye
bir cam kavanoz kaldı
H. Korkmaz (!) 2020 Sthlm