0
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
101
Okunma
Ufacık şeylerdir bizi tüketen
yayın ucunda sevgi
kaynar kazanda umut
zalimin elinde kader...
Mini minnacık ayrıntılar
günbegün batan tırnak
kaşınan derinin çaresiz çığlığı
havalandırmadan gelen sigara dumanı...
Çok minimal şeyler aslında
açılan perde kenarı
sokağı kazan makinanın sesi
sararmış banyo tası...
Özlemek yanı başındakini
alt kattan duyulan anlaşılmaz sesler
susmak bilmeyen ve sus artık denilemeyen
o tuhaf belli belirsiz fısıltılar...
Çenede ayak altında saç dibinde kaşıntılar
en zoru da annemin öksüzdür dediği sırt
mühim değil geçer dediğin el uyuşması
geçmeyen daha da artan...
Hiç de haz etmediğin davulun tokmağı
bir türlü çıkamadığın tatil hayali ve
ellerin böğründe kalışın
dünyayı içine alıp büyüyen genişleyen başın...
Gidemeyişler
yerden kalkamayışlar
koşamayışlar
uzaklara dalışlar...
Spikerin dudağının ucundaki yitirilen canlar
bir puldan değersiz
bir gün önce gülümseyen şimdi sessiz
bir gülüşüne paha biçilemeyen insanlar...
Deliliğe imreniş
bilinmezliğe gidiş
cevapsız soru,
nereye doğrudur bu iniş...
Ufacık şeylerdir bizi tüketen
uçuruma yaklaştıran bir adım
nefes borusunu tıkayan bir lokma
hayatı bitiren, geri alınamayan o son bir nefes değil midir?..
Gülhan Çeliktaş
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.