22
Yorum
67
Beğeni
0,0
Puan
923
Okunma
Karanlıkların sınırsızlığında
Hayatların saklandığı
Eski bir sandık gibi
Kendinden korkmak
Tavan arasına atılmış
Kilidi paslı anahtarı kayıp
İçine hapsetmiştim
Anadan üryan düşlerimi
Kara kaplı defterimden
Ölü insanlar ordusunu
Gecenin kırık camlı saatinde
Canlandı düşler ve ölüler
Avını bekleyen bir avcı gibi
İntikam peşindeler
Düşmanken kendi gölgem bile bana
Parmaklarımdan akan korku
Sızıyor damla damla ürkek ruhuma
----- Kendi gölgenden korkuyorsan, karanlık mı suçlu, yoksa sen mi?
Adımlarımı takip eden suçluluk
Acımasız bir yırtıcının
Sessiz gölgesi gibi
Yüreğim
Pimi çekilmiş
Patlamaya hazır bomba
Gözlerim
Derinliğinden çıkılmayan bir kuytu
Sesim
Bir kuyunun dibinde yankılanan çığlık
Zaman
Bir suçun kaybolmuş izlerini sürerken
Yorgun bedenimde
Hak etmeyenleri af etmenin bedeli
Her nefeste
Boynumda daralan
Yağlı urgan
-----Suçluluk, Bir davranışın sonucu mu, yoksa gereksiz bir korku mu?
Sinsi bir engerek gibi
Çöreklenir içime pişmanlık
Vicdanın soğuk hapsinden
Firar eden günahlarım
Gelince hesaplaşma günü
Mübaşir olup çağırır tanıklarını
İnfazı önceden yazılı
Sanığı ben
Savcısı azrail
Hakimi ölüm olan
Kırık kalemli mahkemeye
----- İnsan, kendi vicdanını yargılamaktan kaçabilir mi?
Sağır edici bir fısıltı yükselir
Bana ait olmayan dudaklardan
Gam dolu kahkahalarım
Yankılanır tesellisiz duvarlarda
Zemindeki çıldırtan çıtırtı
Boşluğun adımları mı
Yoksa
Geçmişin adı konmayan acısı mı
Gözyaşlarım…
Nehir değil artık berrak akan
Bir hayaletin avuçlarından
İçime düşen zehir damlaları
----- Acı; bizi şekillendiren bir usta mı, yoksa bizi boğan bir ağıt mı?
Gece, zehirli bir sarmaşık gibi
Sararken ruhumu yapışkan kollarıyla
Saklanmış her yaprağına
Hayatımın binlerce sırrı
Üşüşür beynime
Cevap bekleyen sorular
Tabutum olur yatak
Yorgan olur üstüme atılan toprak
----- Gece, sorgularken kendini, güldüren dost mu ağlatan düşman mı?
Ne zaman, nereye kurulacak ruhumuzun darağacı?
AY PARÇASI / MEHPARE
OCAK 2025 /İSTANBUL