0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
368
Okunma
Yedi Ekim günü yanan bu ateş,
Harlanıp günden güne büyür gardaş.
İsrail zalimi bütün hırsıyla,
Gazze’ye durmadan vuruyor gardaş.
Mazlumların ahları arşa yükselir,
Kimse bu feryadı duymuyor gardaş.
Yuvalar yıkıldı, mülkler yok oldu;
Çoluk çocuk sahipsiz kalıyor gardaş.
Her gün bomba yağar, patlar caddeler,
Harabeye döndü sokaklar gardaş.
Masum insanlar toplu toplu ölüyor;
İnsanlık bu hali görmüyor gardaş.
Kimi diri diri toprağa gömülür,
Kiminin bedeni soyulur gardaş.
Onların onuru çiğneniyorken,
Tüm dünyaya korku yayılır gardaş.
Savaş denmez buna, bu bir soykırım;
Evrensel hukuka aykırı gardaş.
Mesele Filistin, Gazze olunca,
Adalet raflarda tozlanır gardaş
Birleşmiş Milletler toplanıp durur,
Kuru kınamayla avunur gardaş.
Onlar kâğıtlarda karar aldıkça,
Zalimler toplanıp vuruyor gardaş.
Ne İslam dünyası ne de Avrupa,
Bu kanlı kıyıma dur demiyor gardaş.
Dünyayı yöneten koca devletler,
Sessizce seyredip susuyor gardaş.
Geçti bir koca yıl bu hengâmede,
Binlerce şehit var, bilesin gardaş.
Nice masum insan canından olur,
Suskunluğumuz devam ettikçe gardaş.
Garibim der; elbet yıkılır köşkler,
Mazlumun hesabı sorulur gardaş.
Mahşer günü Mahkeme-i Kübra’da,
Gerçek hüküm yüze okunur gardaş.
. BÖLÜM:
Yedi Ekim günü düştü bir ateş,
Gökleri kapladı dumanı Gazze.
Zulmün gölgesinde karardı güneş,
Kana buladılar her yanı Gazze.
Gökten ölüm yağar, yer feryat eder,
Anasız sabiler feryatla gider.
Koca dünya susmuş, seyreder geçer,
Taşa mı döndürdün vicdanı Gazze?
Taş üstünde taş yok, sokaklar viran,
Koyun koyuna yatar kefensiz yatan.
Şu insanlık denen o maskeli can,
Hangi rafa kaldırdı inancı Gazze?
Hakkı savunanın kalemi kırık,
Bütün boğazlarda boğuk bir hıçkırık.
Birleşmiş Milletler bir kuru kılık,
Kör olmuş gözlerin fermanı Gazze.
Savaş değil bu iş, katliam açık,
Zalimlerin gözü dönmüş, batan yıkık.
Toprağa düşüyor binlerce tanık,
Sussan da unutmaz zamanı Gazze.
Yıkılır elbet o saraylar bir gün,
Hesabı sorulur bu kanlı düğün.
Arş-ı âlâ titrer, Mahşer’dir o gün,
İlahi adalet sarar bu canı
Gazze. NİDA
Yedi Ekim’di... Bir feryat kopup yırtıldı göklerden,
Gördükki çökmüş o kan gölünde ilk günden!
Tutuştukça tutuşmuş bir harâbe, Gazze’dir ismi;
Sıkışmış taze canlar, büsbütün çiğnenmiş cismi!
Zulüm; tek merkezden yağar, kinle, hırsla kudurmuş,
Bütün bir halkı çamurda, enkaz altında vurmuş.
Kopar feryadı masumun, deler geçer de arşı,
Neden kımıldamaz bilmem, bu gaddar âleme karşı?
Hani hürriyetin remzi, o süslü Garb’ın vicdanı?
Meğer tiyatrodan ibaretmiş her kanunu, şânı!
Birleşmiş Milletler derler... Kuru kâğıttan ibaret;
Kınama kararı çıktıkça İsrail vurur, hayret!
Savaş mı dersiniz buna? Savaşın bir hayası vardı!
Bu bir soykırım ki ancak, Şeytan bile utandı.
Çocuklar can verirken koca dünya seyre dalar,
Vicdanı pas tutmuş beşer, ekran başında oyalanır...
Fakat sanma ki yanına kalır bu dökenin kanı,
Yıkılır elbet o sahte tahtlar, sorulur da hesabı!
Müstakbel sabahlar, bu enkazın altından doğacak;
O gün zalimin ateşini, mazlumun ahı boğacak!,
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.