22
Yorum
74
Beğeni
0,0
Puan
1298
Okunma

Küçük bedenlerinde acı çekmiş, dövülmüş her türlü pisliğe ve kötülüğe maruz kalmış, ruhu inciltilmiş dili dini ırkı cinsiyeti ülkesi inancı ne olursa olsun lanetliyor ve Narinin şahsında bütün yeryüzü çocuklarına atfediyorum.
ŞÎN
Ey acıların başkenti / kalbim.
ey her kederin buluştuğu kadim şehir.
’Narin’ce acılar içindeyim.
Her gün dolaşıyor kalbimde mutsuz kalabalıklar.
dört odacık, dört boşluk, dört yöne aort yırtığı
çoğalıyor sesleri, terliksiz koşuşuyor damarlarımda çocuklar
ağlayınca biri, kopuyor her biri, kan revan içim
düşüyorum Narince kederlere, onlara benziyorum.
yaşıyorum her birinin ruhunda.
Buğdaya gebe topraklarda kayboluyorum birden.
ağlayan evlerde kaldığı yerden yeniden başlıyor evlat acısı.
Havva’nınkine benziyor biraz.
iblisin Kabil’e iz çizdiği bir suça daha bulaşıyor sevdiğim taşlar.
Habil’in acısıyla savrulan çağlardan beri
içine gömdüğü nidalar akıyor anaların gözlerinden...
Ah Narin, ah.
bir iyilik kadar güzeldi yüzün...
kirpiklerine neşeli kırlangıçlar konar,
gamzelerine kuşlar yuva kurarlardı.
ovalarda seninle koşar adım yayılırdı çiçekler
açardı yanaklarında güleç güller.
bundandı işte gözlerin çiçek yumrusu, yüzün tebessüm bahçesi
Ah Narin
itlaf ediliyorken kimsesiz sokaklar
yılanın suya indiği şüphenin girdabında
büyüyen kirli bir im saplanıyor su boğumuna.
savaştan kalma kurmaca bir tarih öğretiyor hileyi,
iblis’in doğurduğu cellatlara.
failin ile bulanmış dili kuru bir dere akıyor yanımızdan...
Ah Narin
suya benzerdi ’Narin’ yüzün.
Yüzün ki, her sabah birlikte yıkardın yüzüyle Dicle’nin
sevinçle sana şefkat gösterir,
Hewsel’de öksüz bir kuzuyu emzirirdi kurda...
Ah Narin
puştun hilesiyle
neye tanık oldu ateşe değen, ceylan gözlerin.
kayıp süsü verilmiş bedeninde
saçlarını yıkamaya bile kıyamazken sular
bir çuvala nasıl sığdırıldı yaşama sevincin...
Ah Narin
nazlı çiçeğim.
kırlangıçların göçtüğü, acıların içimize çöktüğü
ağlamanın dili oluyor Eylül
ve Eylül hatıranda adını anarak bir ağıda daha evrilirken
başlara karalar bağlanıyor yeniden...
Ah Narin
ah, okul yüzlüm.
ilk-okullar açılırken bu gün kapandı üstüne mezarın.
her sınıfta 1 eksiğe açıldı kapılar.
işlenirken dersler
defterler sessiz, kalem mecalsiz kalacak.
bir sıra ve masada bir boşluk oturacak içimize.
defterler sessiz, kalem mecalsiz kalacak
tahtaya Narince bir dil ile yazılacak abece
ve sıralarda içli seslerle okunacak masallar.
akranların
bir heyecan içinde ellerine bakıp
yeniden öğrenecekler parmaklarında yaşını saymayı.
acı ile çalınca ziller sessizlik koşacak koridorlarda.
besleme çantalarından oyunlar çıkarılıp
burnunu içli içli çekiyor olacak ağlak teneffüsler.
renkli kalemlerle, hasat edilmiş sevinçleriyle boyarken göğü
gönderden yarıya inecek tebessümler…
Ah Narin
ismine, gül ile bitişik kardeşimin ismi.
dünyanın ters yüz edilmiş aynasında yüzlere bulaşıyor zift.
devinip duran hayalinde,
tebessümün kalıyor akıllarda.
masum bir araf uzarken yüzünde
artıyor içimde,
şiirin sokaklarında terliksiz sözcüklerle koşuşturduğun
bu can yanması...
Ah Narin
veda ederken anlamını yıkayıp kuruyan mısralara
bir tutam avuntuda,
her göç mevsiminde
konacak mezarına üzgün kuş sürüleri...
Ah Narin
bir köy var orda,
acıların başkentinde ölgün
Narin kadar uzak, ağlamak kadar yakında...
Başın sağ olsun
ey kalbim...
09.09.2024
Güney
ŞÎN: Kürtçe yas
*
Orda bir köy var, uzakta,
O köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür.
Ahmet Kutsi TECER