0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
503
Okunma
Güneşten uzak, sisli ve sapa bir yolda,
Yürüyorum bilinmeze doğru adım adım.
Ucu görünmez, karanlık bir dehlizin koynunda;
Geçip gider yıllarım yorgun, endişeli ve yarım.
Bu nasıl bir yolculuk, her patika bir muamma
Sanki yaşadıklarım sessiz, uzun bir rüya.
Ulaşmak istedikçe gözümdeki o nura,
Mahrumiyet dökülür hep biçare avuçlarıma.
Çaresizce yürüyorum yönümü seçmeden,
Nereye varır ki bu gidişatın nihayeti?
Korkuyorum artık bir adım daha atmaktan;
Teslim etmek isterim Hakka tendeki emaneti.
Birdenbire sis dağılır, etrafı görürüm,
Anlarım ki dünya kimsesiz, her yer boş...
Meğer kendi karanlık dünyama hapsolmuşum;
Bedenim bitkin ve halsiz, ruhumsa nahoş.
Yılların gölgesinde yitik bir iz gibi,
Gerçek hayatın sahnesinden silinmişim.
Ne bir ses gelir ötelerden ne de bir nefes;
Duyularım kaybolmuş sanki, hissizleşmişim.
Anladım ki yolun kendisiymiş meğer çare
İçimde büyüyen o hasretin adıdır dua...
Belki de aradığım nehir, kendi özümde saklı;
Özüme döndükçe akacak çölleşmiş ruhuma.
Şafağın eşiğinde gecenin hükmü biter de,
Kurtulurum ruhumu hapseden bu hüzünden.
Nihayet bulur elbet bu meşakkatli yolculuk;
Aydınlığa uyanır, bu kasvet kalkar yüzümden.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.