1
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
375
Okunma
Şimdi gönül denizlerim çekilmiş,
Gece yarılarım olabildiğince zifiride.
Kelebekler göğünü kaybetmiş.
Saatler kırık, tüm vakitler sensizlikte.
Coşkun dalgalarca bağrıma vuran.
Beni, çocukça hıçkırtan aşkım ele veriyor.
Biliyorum var, arşında üstünde beni benden çok duyan.
Yörüngem de şaştığımda kendimi, elimden tutuyor.
Asırlardır aradığım sahipsizliğim
Alemler boyunca koşuşturduğum,
Her heyecanı kursağımda taş bildiğim.
Biliyorum bi yerde son bulacak.
Dudağım değdiğinde kalbine,
Sonsuz döngüde var olan tanrı teslim olacak.
Hangi aşkın hükmüne eğilmedi ki?
Hangi aşk güneşin yönünü değişmedi ki?
Şimdi tüm ezgilerin ruhuna değmişken,
Mezopotamya’nın soluğundaki ağıttan alamam seni.
Varoluşun bu kadar muamma iken;
Genzimden kalbime akan acıya kabulüm.
Seni en çok yokluğunda tanıdım,
En çok yoklukta sevilirmiş.
Şimdi bana bir kıyamet lazım,
Vuslatı mahşerinde bulacak olana çok değil odun ateşi.
Ruhum bin asırdır mahşerini bekler.
Ey yokluğunu varlık bildiğim!
Yer ile göğümü bir etmeye yorulmadın mı?
Hadi gelsin vuslat vakti!
Sana senden çok hasretim.
Nolur yaralarıma dokunma zamanın geldiğinde;
Varlığından vazgeçirme beni.
Ki ben yaşamım boyunca kendimden çok sendeydim.
Bilirsin, görsen anlarsın..
5.0
100% (2)