1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2240
Okunma

Sen hala düşüncelerimde bile yoktun oğlum.
Aklımda Bulgarlarda rehin kalmış ablan vardı.
Gecelerin karanlığına yün yorganı perde yapıp ağlıyordum
Sokaklarda beynime yaslanmış buz vardı.
Sen yoktun ki ananı tanıyayım
Adı neydi, kendi nasıl bir kadındı bilmiyordum
Umutlarım kan sıçratıyordu acılarımın çarkında
İyi bir geçmişin çirkin suratıydı hayallerim
Sezen aksu durmadan sen ağlama diyordu
Aralıksız kar yayıyordu yollara
Bir gün “biricik” pastanesinde gördüm ananı
Aç kurt gibi baktım ona
Sanki içimden bir ses:
“seni götüreceğim, seni yiyeceğim! ”
Diye haykırıyordu.
Akıttığım göz yaşlarım beni ne kadar kabalaştırmıştı.
Sonra anladım ki
anan çocuğu olmuyor diye ilk evliliğinden boşanmıştı.
Büyükten atmasını severim ya
Ona sekiz ayda kucağına bebeğini vereceğim, dedim.
Gülümsedi sadece kadıncağız.
Ve bir hafta sonra kaçtı bana.
Ve sekiz ay beş gün sonra sen doğdun oğlum.
Tek mutluluğum sen
attığım son büyük sözüm tutmuştu.
Sen doğduğunda kırk üç yaşımdaydım.
Ben yaşlı sen erken doğmuş bir bebek
Anan öleceğinden korkuya ağlıyor
Ben o minik ellerine parmağımı veriyordum
Parmağımı sıkışını hissedişim ban umut veriyor
Anan korkma oğlum yaşayacak diyordum.
Sen şimdi doğuda askersin oğlum.
Kuzey Irağa girdiğinizde
sekiz gece hiç uyumadım oğlum.
Ağladım her şehidin haberine
Ağladım her şehidin yakınlarının gözyaşlarına.
Ama anan
Anan hiç ağlamadı.
“ ben onu bu vatan için doğurdum “
“gerekirse vatan için ölecek! ” dedi.
Anan utandırdı beni, oğlum
Ve şimdi ananı daha çok sevdim.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.