1
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
353
Okunma

Hatırlıyorum
kadife çiçeğinin kokusu ciğerlerime ulaşıyor
sapsarı güneşi içiyor katmer katmer açıyor
papatya narin parmaklarını göğe uzatıyor
polenini koklayan arı kendinden geçiyor
uzanıyorum aralarına
bir de bakmışım ki ne göreyim
gelincikler papatyalarla kol kola girmiş
sümbülün kokusu şu an iliklerimde
leylağın doğal parfümü tütüyor ellerimde
hepsinin kokusunu ayrı ayrı alıyorum
görmeden dokunmadan yalnızca düşününce
çiçekler kardeşlerim benim
çocukluğum kadar uzaktalar belki de
ellerim çiçek kokuyor
kalbime gülün dikeni batıyor
bülbül yok olan bahçelerde sabahlara dek şakıyor
ben bir hayaletim görünmez olmuşum
bütün kokulu çiçekleri öpüyor görünmez dudaklarım
işte salatalık çiçeği beyaz temiz,
hanımeli beyaz zambak nergis
karanfilin kokusuyla mest oluyorum
aslanağzının kokusunu da alıyorum
ballıbabayı emip balından tadıyorum
görünmezim ya nasılsa
hopluyorum pembe güllerin arasına
doya doya kokluyorum kana kana okşuyorum
görünmeyen ellerim güllere boyanıyor
baştan başa bedenim çiçek gölüne dalıyor
kokular cennetten süzülüp geliyorlar
meyve ağaçlarının çiçekleri ılık rüzgarla titreşiyorlar
ve çayır çimen yemyeşil otların kokusu
yağmurun ardından içimi kaplıyor toprağın tatlı kokusu
zamandan mekandan bağımsız bir yerdeyim
herkesten uzak ama aynı zamanda herkesleyim
sözsüz iletişim kurabiliyorum gözsüz görebiliyorum
çiçeklere bulanmış hayali bedenim
unutulan unutturulan
kokuları çalınan para için satılan
çelenklere takılan, koparılıp atılan
bütün çiçek kardeşlerim,
sizi kurtaramadığım için ne olur beni affedin
tüm insanlık adına hepinizden özür dilerim...
Gülhan Çeliktaş
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.