2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
555
Okunma
„Mücadelede yine mektupla haberleşmek varmış! Elbette şaşırtıcı bir durum değil. Öyle anlaşılıyor ki bu devran sürdükçe bazen hapse girmeyeceksin!
Bugün hapisteki üçüncü günün.
“Hapiste günler geçmek bilmez ama aylar çabuk biter. Ne yaman çelişki. Zamanın insana oyunu işte. Hapiste insan sabahları, “Bir gün daha başlıyor” demez, “Bir gün daha bitiyor” der.
Sana, “Bu günler de geçecek” demiyorum. “Bu günleri de aşacağız. Durmak yok, mücadeleye devam” diyorum...
Seni hangi hu-kukla yeniden hapse attıklarını da sorgulamıyorum. Her şey, herkesin gözü önünde, tabii bakmasını bilene!“ (Sayın Mustafa Balbay’ın 17. Ağustos. 2023 Perşembe günü Cumhuriyet Gazetesi’nde Yayınladığı BARIŞ’A adlı köşe yazısının başından alıntıdır. Yazının tümünü okumanızı öneririm.)
„Sana uzun zamandır yazamadım,()
bahçemdeki Kiraz Ağacı’ım.
İşlerimin çokluğundan değil!
Yazmak istediğim şiir
henüz kıvamına varmadığından,
ülkemde olanlara bir türlü aklımın almadığından,
İnsan oğlunun bu derece gamsız ve gaddar
bu derece bencil, sahtekar, kindar,
dindar-mı-dindar,
yardakçılarına güvenmiş,
kendini beğenmiş,
yalancı, yağmacı, talancı
olması
inanki benim acım
Kiraz Ağacı’m.
Oysa ki sen ne gamsızsın ne gaddar,
ne de yalancı-kindar yada sahtekar!
Paylaşırsın her şeyini sonuna kadar herkesle;
hiçbir karşılık beklemeden,
Karınca ile, kuş ile kelebeklerle,
kurt, arı ve böceklerle
“İtibardan tasarruf olmaz!” bile demeden.
Ama
“Ağaç olmak” zor gelir biz insanlara;
Mecazi anlamı ise “ekilmek” tir,
yani biri tarafından atlatılmak-bekletilmek demektir.
Hele-hele birine;
“Kalas, kütük, odun, kereste, moloz!” falan deme,
küfür sanar,
kızar insanlar.“
Bilirsin,
en can dert ortağımsın benim.
Sana her şiirimde
tanıdık dostlarımdan
vede
yaşadığım gerçek anılarımdan
bahsettim.
Bu günki konuğun ise,
henüz tandımadığım
bir kimse
Kiraz Ağacı’m.
“Tanımıyorsan, nasıl anlatırsın!”
Deme bak,
oda seni tanımıyor fakat,
benim kadar sen onada yakınsın.
Hiçbir yeşil bana
turuncu görülmez,
siyah karanlıksa,
ışığa bürünmez,
virajın doğrusu,
yokuşun düzü,
ateşin soğuğu,
havanın közü,
Adalet‘in haksızı,
Hak‘ın hırsızı,
yoktur, olmaz,
olmayacaktır ve olamaz!
Bil ki;
Demokrat hiçbir milletvekili,
hakim, savcı yada avukat,
kanunsuzluğu savunamaz,
savundurulmayacaktır mutlak!
Kiraz ağacından
armut yada kavun beklenemiyeceği gibi;
Gazeteci, yani doğru haberci,
onurlu bir insandan;
Yukarıdaki delik ile,
-bağışla muzur benzetmemi-
karıştırması aşşağıdakini
beklenemez.
Alttaki mutluluk ile üstüne
rahat otursun diye,
yukarıdakinden dışkı çıkması öngörülemez!
Dal, daldır,
kök ve yaprak ağaç olduğun için vardır.
Topraktan, havadan, güneşten, sudan
özümlediğin meyvan;
Kırmızı, parlak, tatlı ve yuvarlak…
Yani „Kiraz“ denince akla yalnızca
bunlar gelir ancak.
„Hak“ denilenin
Büyük Millet Meclisi ve mahkemeleri varsa,
ceza yada hak verenin
yeri kanunlarsa,
hakkı inceleyenin
hakim, savcı, avukat gibi onuru ismi varsa,
ve „Hak edenin“
özgürlüğünü hapis kısıtlarsa
bunun adı „Adil Demokrasi“dir
vede „Herkes kanun önünde eşittir!“ denir.
Ama hakkı yenenin,
haksız yargılanın,
hapse konanın,
çıkan afdan yaranması engellenenin;
sabıra dayanıklığı gittikçe zedelenir,
öte yandan
kendine kızdıkça-kızar ve öfkelenir,
özgür parmakları
demir parmaklıkları
sıka-sıka sallar,
kalınlaşır avuç içi nasırlar.()
Ben hiç hapse girmedim,
ama mahpusluğun ne olduğunu iyi bilirim,
50 yıllık sılanın acısı;
Bunun ne duvarı vardır nede kapısı,
önü tek düze karanlık
-sınır denilen bir parmaklık-
kadardır,
ve içi dardır.
Hırsız, dolandırıcı ve Mafia üyesini affa kat,
cezası başlamadan yada bitmeden
dışarı çıkart hemen,
kurbanını tecavüzcünün insafına bırak,
uyuşturucu madde üret ve sat,
af gelir, çıkarsın dışarı mutlak!
Hırsızlık ve dolandırıcılıktan
kısa bir süre hapis yatan pisikopat,
kadın satan, sübyancı, sapık,
niçin korksun kanundan artık?
İstismarcı, rüşvetçi, sahtekar, cani
-sosyal barışı bozanlar yani-
af ile mükafatlandırılırsa,
suça teşfiktir böyle bir yasa!
Ama doğruyu yazan,
yolsuzlukları ortaya çıkaran
gazeteci göz altına alınır,
haksız olarak yargılanır,
vede temel hakları hiçe sayılırsa,
gelde bu haksızlığa karşı çıkma!
Her ne olursa-olsun biz
daima doğruyu ve gerçeği söyleyeceğiz,
yapmayacağız ayırım-kayırım vede hata,
affetmeyeceğiz asla;
Ergen olmadan,
ehliyetsiz araba kullanan,
bir „Büyük Belediye Başkanı“ nın oğlunu
ve yaya geçidinde
çiğnediği kadın öldüğü halde,
olmayacak ölen suçlu!
Yahu nasıl bir Hukuk, nasıl bir Adalet‘tir bu?
İnanki
Barış içeri girdiğinden beri
tıkanık soluyorum,
içinde yaşadığım odayı, kendimi ve doğayı
tüm haksızlıklardan dolayı
sorumlu buluyorum.
Kapağını açtığımda
buzdolabımın yada
Içi yiyecek dolu tenceremin,
utancımdan sanki ölüyorum;
Dar bir koğuşta,
özgürlüğe açık bir pencerenin,
ardında doğruyu yazmaktan
nasır tutmuş iki el görüyorum.
() Yana yatık/içeri dizeler 29.5. 2022 tarihinde yazdığım KİRAZ AĞACI (24) şiirine aittir.
() “Hiç canını sıkma kardeşim, yine baştan yazarız.” Diye başlayan bu cümle; Barış Pehlivan‘ın Cezaevine girmeden bir gün önce, 16 Ağustos Çarşamba günü Cumuhuriyet Gazetesi’nde yayınladığı „PARMAĞIMDAKİ NASIR“ adlı yazısından esinlenmedir. Okumanızı öneririm.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.