8
Yorum
30
Beğeni
0,0
Puan
703
Okunma
Gökleri ve yeri
gerçek bir gâye
ve hikmet ile,
yerli yerince yaratan O’dur.
“Ol!” dediği gün her şey
birden oluverir.
O’nun sözü gerçektir.
Sûra üflendiği gün de
bütün varlık ve mutlak hâkimiyet
O’nundur.
O,
duyuların kapsam alanı dışında kalanları da
kapsam alanına girenleri de bilir.
O,
her hükmü ve işi
sağlam ve hikmetli olandır
ve her şeyden haberdârdır. (1)
Sefer dönüşü
kendileriyle karşılaştığınız zaman
o münafıklar size
özür beyân edecekler.
De ki:
“Boşuna özür dilemeye kalkmayın;
size asla inanacak değiliz.
Çünkü Allah
mazeretlerinizin geçersizliği ile alakalı olarak
nifak ve yalanlarınızı bize haber verdi.
Bundan böyle de
Allah ve Rasûlü,
ne yapacağınıza bakacak.
Sonra da
duyuların kapsam alanına girmeyen
ve giren her şeyi
hakkiyle bilen Allah’ın huzuruna varacaksınız.
O da yaptıklarınızı size
bir bir haber verecektir. (2)
Onlara de ki:
“Bundan böyle
Allah’ı hoşnut edecek işler yapın!
Yaptıklarınızı Allah da,
O’nun Rasûlü de,
mü’minler de görecektir.
Sonunda
duyuların kapsama alanına girmeyen
ve giren her şeyi hakkiyle bilen
Allah’ın huzuruna çıkarılacaksınız.
O da yaptıklarınızı size
bir bir haber verecektir. (3)
Allah asla çocuk edinmemiştir.
O’nunla birlikte
başka bir ilâh da yoktur.
Eğer olsaydı,
o takdirde her bir ilâh
kendi yarattıklarını yanına alır
ve mutlaka biri diğerine
üstünlük kurmaya çalışırdı.
Allah, onların uydurduğu
noksan sıfatlardan münezzehtir. (5)
İşte bu,
duyuların ötesinde kalanı da
duyuların algı sahasına gireni de bilen,
kudreti dâimâ üstün gelen,
engin rahmeti
her şeyi kuşatmış olan Allah’tır. (6)
De ki:
“Ey gökleri ve yeri yoktan yaratan,
duyuların ötesinde kalanları da
duyuların algı sahasına girenleri de
hakkiyle bilen
Allahım!
Anlaşmazlığa düştükleri şeyler hakkında
kullarının arasında
hak ve adâletle hükmünü verecek olan
elbette sensin.
(Beni doğru olana ulaştırmanı bekliyor,
inkârcıları sana havâle ediyorum.)” (7)
De ki:
“Kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya,
sonunda o,
mutlaka gelip sizi bulacaktır.
Sonra duyuların ötesinde olan şeyleri de,
duyular sahasına giren her şeyi de
çok iyi bilen Allah’ın huzuruna çıkarılacaksınız;
O da size yaptıklarınızı
tek tek haber verecektir.” (9)
“Şüphesiz ben Allahım.
Benden başka ilâh yoktur.
Öyleyse yalnız bana kulluk et,
beni anmak için de namaz kıl!” (11)
O, duyuların ötesinde bulunan şeyleri de,
duyuların algı sahasına giren şeyleri de bilendir.
Yine O,
kudreti dâimâ üstün gelen,
her hükmü ve işi hikmetli
ve sağlam olandır. (10)
Ne o,
Rabbinin rahmetini
yoksa onlar mı bölüştürüyorlar
(da, dilediklerine peygamberlik veriyor,
istediklerini ondan mahrum ediyorlar?
Üstelik zenginliklerine
ve dünyalık mevkilerine bakarak
insanlara üstünlük taslıyorlar.)
Oysa dünya hayatında
onların geçimliklerini
aralarında biz paylaştırıyor
ve bir kısmının diğerine iş gördürmesi için
akıl, kabiliyet, zenginlik gibi yönlerden
kimini kimine derecelerle üstün kılıyoruz!
Fakat
Rabbinin iman, hidâyet ve peygamberlik rahmeti,
onların biriktirmekte oldukları
dünyalık şeylerden
çok daha hayırlıdır.(12)
O Allah ki,
O’ndan başka ilâh yoktur!
Duyuların algı sahası dışında kalan şeyleri de,
duyuların algı sahasına giren şeyleri de bilir.
O, Rahmân’dır, Rahîm’dir. (8)
O fâsıklar ki,
Allah’a kesin söz verdikten sonra
sözlerinden dönerler,
Allah’ın korunup gözetilmesini emrettiği
bağları koparırlar
ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar.
En büyük zarara uğrayanlar
işte onlardır. (13)
“Göklerde ve yerde olanlar kimindir” diye sor.
Onlar gerçeği söylemeseler de sen:
“Allah’ındır” de.
O, kullarına
rahmetiyle muameleyi kendine ilke edinmiştir.
O sizi,
geleceğinde hiçbir şüphe bulunmayan
kıyâmet gününde
elbette bir araya toplayacaktır.
Fakat nefislerini zarara uğratanlar
buna inanmazlar. (14)
O, duyular ötesini de,
duyuların algı sahasına gireni de
hakkiyle bilendir.
O, ululardan ulu,
yücelerden yücedir. (4)
1) En’âm / 73. Ayet 2) Tevbe / 94. Ayet 3) Tevbe / 105. Ayet
4) Ra’d / 9. Ayet 5) Mü’minûn / 91. Ayet 6) Secde / 6. Ayet 7) Zümer / 46. Ayet 8) Haşr / 22. Ayet 9) Cum’a / 8. Ayet 10) Teğabün / 18. Ayet 11) Tâ-Hâ / 14. Ayet 12) Zuhruf / 32. Ayet 13) Bakara / 27. Ayet
14) En’âm / 12. Ayet