8
Yorum
24
Beğeni
5,0
Puan
665
Okunma
belki sevgililer için tutulan bir acı yastı
yağmur yağmur belaya başını tutmaktı
ateş ateş denizlere kendini atmaktı
tuz kadar mübarek
ekmekçe aziz idi
toprakleyin bereket, su gibi temiz idi
kayan yıldızlar gibi büzülür elem dehlizlerine diller
melal süzülür gibi melek kanatlarında
döker yapraklarını güller
kaderin dehşetini yakan şamdanlar
özge pervanelere tesellikar düşer
şefkatli bir ekmek kırıntısıdır
kurutulmuş buselere yar düşer
hani uykuya dalınca
yalnız başına kalınca
hani yalnız gecelerde konuşmadan kalınca diller
hal üzere anlar olunca gönüller
fırtınadan bizar kürek mahkumlarınca,
hani aşıkların hasreti özlemle karınca
hani gurbetin ucunda gönle gömen de seni
hani seni gurbet gurbet gönle gömende
kapına geldik
aşkı öğret bize
aşkını ver yüreklerimize
bir nihanice gamzene
gamzede aşıkların adına
ya resulalah...
*
Allah rızası için her şeyini bırakıp
hicret eden muhacirlere
medineli müslümanlar samimiyetle
açtılar kucaklarını
ellerinden gelen her türlü yardımı
onlardan esirgemediler
ne var ki
muhacirler medine&8217;nin havasına, adetlerine
alışkın değildi çalışma şartlarına
mekke’den gelirken de beraberlerinde
hiç bir şey getirmemişlerdi
bu sebeple
kendilerine her türlü yardımlarından dolayı
ensar adını alan medineli müslümanlarla
dayanışmaları lazımdı
nitekim,
resul-i ekrem hicretten beş ay sonra
ensar ile muhaciri bir araya topladı
kırk beşi muhacirlerden
kırk beşi de ensardan
olmak üzere doksan müslümanı
kardeş yaptı
peygamber efendimizin
kurduğu bu kardeşlik müessesesi
bu maddi manevi yardımlaşma
birbirlerine varis olma
esasına dayanıyordu
bu suretle
muhacirlerin yurtlarından ayrılırken
duydukları keder ve üzüntüyü giderme
onları medinelilere ısındırma
onlara güç ve destek kazandırma
gayesini güdüyordu
kurulan bu kardeşliğe göre
medineli ailelerden her birinin reisi
muhacirlerden bir aileyi yanına alacaktı
mallarını onlarla paylaşacak
beraber çalışıp beraber kazanacaklardı
resulullah efendimiz
rastgele iki müslümanı bir araya getirmemişti
bilakis, bir araya getireceklerin durumlarını
inceden inceye tetkik ederek,
uygun bulduklarını
birbirine kardeş yapmıştı
mesela,
selman-ı farisi ile ebu’d-derda
ammar ile huzeyfe
mus’ab ile ebu eyyub hazretleri
aralarında mizaç, zevk, hissiyat itibarıyla
tam bir ahenk vardı
bu kardeşlik sayesinde
Allah ve resulünün muhabbetinden başka
her şeylerini geride bırakmış muhacirlerin
iaşe ve iskan meseleleri de
hal yoluna girmiş oluyordu
ensardan her biri
muhacirlerden birini evinde barındırıyor
beraber çalışıyor, beraber yiyorlardı
bu, neseb kardeşliğini
fersah fersah geride bırakacak
bir inanç kardeşliğiydi
iman ve din kardeşliği idi
ensar,
her şeylerini bu garip, bu kederli
bu yurtlarından uzak bulunmanın hüznünü duyan
müslümanlarla paylaşıyorlardı
ensardan biri vefat edince,
muhacir kardeşi akrabalarıyla birlikte
ona varis oluyordu
yine, kurulan bu kardeşlik sayesinde
büyük bir içtimai yardımlaşma da temin edilmiş oldu
muhacirler sıkıntıdan kurtuldu
medineli her bir müslüman
kardeş olduğu mekkeli müslümana
malının yarısını veriyordu
muhacir kardeşlerine karşı misafirliğin
cömertliğin, kadirşinaslığın, insanlığın
en yüce derecesini göstermekten zevk alıyorlardı
ensar, bunlarla da kalmadı
resulullahın huzuruna çıkarak
fedakarlıklarını gösteren şu teklifte bulundular
ya resulallah
hurmalıklarımızı da
muhacir kardeşlerimizle aramızda bölüştür
muhacirler o ana kadar ziraatle meşgul olmamışlardı
ziraat işlerini pek bilmiyorlardı
bunun için peygamberimiz (s.a.v.)
muhacirler namına ensarın bu teklifini kabul etmedi
fakat,
ensar buna da bir çare buldu
ziraattan anlamayan muhacirler sadece
tımar ve sulama işlerini yapacaklar
onlar da ekip biçeceklerdi
sonunda çıkan mahsul ortadan pay edilecekti
resul-i ekrem bu teklife razı oldu
tarih,
bir çok göçlere şahit olmuştu
böylesine manalı
böylesine ulvi bir hicreti
dışardan gelenle yerlileri arasında
böylesine birbirlerine can-u gönülden sarılma
birbirleriyle muhabbetle kaynaşma
birbirleriyle samimiyetle kucaklaşmayı
o ana kadar görmüş değildi
bir daha da göremeyecekti
bu samimi kaynaşmadan
muazzam bir kuvvet doğuyordu
öylesine bir kuvvet ki,
kısa zamanda bütün arabistan
her şeyiyle onlara boyun eğmek
mecburiyetinde kalacaktı
muhacirler,
ensar kardeşlerimiz bize mal mülk verdi
iaşemizi temin etti… diyerek
boş oturmuyorlardı
her biri elinden gelen gayreti göstererek
mümkün oldukça
kimseye yük olmamaya çalışıyordu
bunun en canlı örneği
sa’d bin rebi’nin yaptığı teklife
cennetle müjdelenen on sahabiden biri olan
abdurrahman bin avf’ın verdiği cevaptır
resul-i ekrem tarafından
birbirlerine kardeş tayin edilmişlerdi
ben, mal cihetiyle medineli müslümanların en zenginiyim
malımın yarısını sana ayırdım.
abdurrahman bin avf’ın verdiği cevabı
yapılan teklif kadar ibretliydi
Allah sana malını, hayırlı kılsın
benim onlara ihtiyacım yok
bana yapacağın en büyük iyilik
içinde alışveriş yaptığımız çarşının yolunu göstermendir
ertesi sabah
kaynuka çarşısına götürülen hz. abdurrahman bin avf
yağ, peynir gibi şeyler alıp satarak ticarete başladı
resul-i ekremin, malının çoğalması
bereketlenmesi hususundaki duasına da mazhar olduğundan
epeyce bir kazanç elde etti çok geçmeden
kısa zamanda
medine’nin sayılı tüccarları arasında yer aldı
şöyle derdi
taşa uzansam, altında ya
altın ya da gümüşe rastladığımı görürüm
resul-i ekrem duası bereketiyle
fazlaca servet elde eden hz. abdurrahman bin avf
sadece bir defasında
700 deveyi yükleriyle beraber
fisebilillah tasadduk etmişti
hz. abdurrahman gibi birçok muhacir
medine’de kendilerine göre birer iş bulmuş
kendi ellerinin emeğiyle
saadet içinde geçinmeye başarmışlardı
muhacirler
ensara yük olmayıp, alınlarının teriyle
rızıklarını temin ettiler
kurulan bu kardeşlik
kısa zamanda müspet neticesini verdi
cemiyetin muhtelif tabakaları bu kardeşlik sayesinde
birbirleriyle kaynaştı
bu kardeşlik,
kabilecilik gurur ve adavetini de ortadan kaldırdı
bu suretle niyetleri kutsi
gayeleri ulvi
içleri dışları nur
faziletli bir cemiyet meydana geldi
bu kardeşliğin
diğer bir müspet neticesi ise şu idi
efendimiz, herhangi bir sefere çıkacağı zaman,
kardeşlerden birini beraberinde götürür
diğerini ise her iki ailenin maişetini temin etmek
idaresini yürütmek için bırakırdı medine’de
evleri sahipsiz ve hamisiz kalmıyordu böylece
ensarın, muhacir kardeşlerine
gösterdikleri bu eşsiz samimiyet,misafirperverlik,
kadirşinaslık, cömertlik, fedakarlık ve feragatı
Cenab-ı Hak indirdiği ayet-i kerimesiyle
ilan edip methetti bu davranışlarını
‘daha önce medine’yi yurt edinmiş
ve imanı kalplerinde yerleştirmiş olanlara gelince
onlar, kendi yurtlarına hicret eden din kardeşlerini severler,
onlara verilen şeyden dolayı gönüllerinde
bir kıskançlık duymazlar
ve kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile,
onları kendi nefislerine tercih ederler.
kim nefsinin ihtiraslarından korunursa,
işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendisidir.’
evet,kurulan bu manevi kardeşlik
hiç bir milletin tarihinde rastlanmayacak
eşsiz bir şeref tablosudur
bu kardeşlik neticesinde meydana gelen
dayanışma, yardımlaşma, hayırseverlik
islamın inkişafa başlaması dönemine
rastlamış olması bakımından
oldukça mühim bir tesir icra etmiştir
hiç tereddüt etmeden denilebilir ki,
çeyrek asır zarfında islam nurunun
alemin her tarafına yayılması,
iran’ın tamamen fethi,
doğu roma imparatorluğunun tehdit edilmesi
hep bu dini kardeşliğin kuvvet eseridir
resul-i ekrem ayrıca,
muhacirler arasında da kardeşlik kurdu
bir gün, hz. ebu bekir ile
hz. ömer elele
tutuşmuş geliyorlardı
bu samimi manzarayı seyreden efendimiz
yanındaki sahabilere,
nebiler ve resullerden başka,
bütün önceki ve sonrakilerden
cennetlik olanların kemal çağına erenlerinden
iki büyüğüne bakmak isteyen,
şu gelenlere baksın.
sonra da onları birbirine kardeş yaptı
resul-i ekrem,
muhaciri teker teker birbirlerine kardeş yapıyordu
o sırada hz. ali çıkageldi
gözyaşları arasında şöyle dedi
ya resulallah,
sen sahabeleri birbirine kardeş yaptın
benimle hiçbir kimse arasında kardeşlik kurmadın.
fahr-u alem efendimiz
ya ali, sen dünyada ve ahirette
benim kardeşimsin…buyurarak
gözyaşlarını dindirdi
redfer
5.0
100% (15)