0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
553
Okunma
Uzaklaşıyorsun sadece…
Gürültülü kavgaların yerini,
Sessiz bir kabulleniş alıyor.
İçindeki o fırtına dinmiyor ,
Dalgalar artık kıyına vurmuyor.
Anlıyorsun ki,
Kelimeler bazen koca bir hiçmiş.
Anlatmaya çalıştıkça yorulduğun o yollar,
Aslında yürümeye bile değmezmiş meğer.
Ve saatler, ince bir bıçak gibi
araya giriyor sessizce.
Eskiden bir bakış yeterdi yangını söndürmeye,
şimdi gözlerin bile yabancı.
sözler boğazında düğümleniyor.
Bir sigara yakıyorsun
dumanla birlikte sen de uçup gidiyorsun.
Kabullenişin en acı hali bu işte:
sevmeyi bırakmakmış meğer.
Bir zamanlar fırtına olan her şey,
şimdi sadece hafif bir esinti;
dokunmuyor sana.
Fotoğraflara bakmıyorsun artık,
çünkü her karede eksik bir parçan kalmış
Onun gülüşü, senin yarım kalan cümlelerin…
Hepsi noksan .
Anlıyorsun ki bazen en büyük aşk,
en sessiz vedadır;
bağırmadan , çağırmadan
sadece çekip gitmekmiş meğer.
Vazgeçiyorsun yavaşça…
Önceden yıktığın o duvarlar,
Şimdi sadece birer seyirlik dekor .
Haklı çıkmanın o eski, gururlu sevinci,
Yerini derin bir "neyse"ye bırakıyor.
Görüyorsun ki,
Çırpınmak sadece kendine yükmüş.
Gözünde büyüttüğün o devasa aşk
Aslında bir kıvılcımla yok olmaya mahkûmmuş meğer.
Susuyorsun nihayetinde…
Kırılan yerleri tamir etmekten vazgeçip,
Olduğu gibi, çatlaklarıyla sarmalıyorsun.
Karşındakinin seni anlamasını beklemek yerine,
Kendi yalnızlığını daha çok benimsiyorsun.
Anlıyorsun ki,
Özlemler en büyük prangaymış.
Uğruna ömrünü verdiğin o büyük sırlar,
Sıradan birer yalanmış meğer.
Gözlerini çeviriyorsun öteye…
Hırsların, sitemlerin ve o bitmeyen sancının
Üzerine kalın bir sis perdesi iniyor.
Artık ne bir açıklama bekleme hevesi var içinde,
Ne de bir adım atacak o eski derman,
Fark ediyorsun ki,
Zaman her şeyi değil, sadece aşkı eskitirmiş.
Zirvesine tırmanmak için can attığın o karlı dağlar,
Yakından bakınca eriyip gitmiş meğer .
Bırakıyorsun akışına…
O delişmen, o ele avuca sığmaz itirazları,
bir kuytu köşede bekliyorlar seni.
kadere bir sitem değil bu;
İnsanı en çok kendi yürek sesi yoruyor.
Öğreniyorsun ki,
İçindeki o boşluk kimseyle dolmazmış.
Yıllarca adını sayıklayarak aradığın kişi,
En başından beri
Seni sevmiyormuş meğer
Adımların yavaşlıyor sadece…
Gönlündeki o kalabalık sokaklar kapanıyor,
Işıklar tek tek sönüyor.
Ne bir iz , nede bir tek ses kalmış geriye
Ne de bir sitem .
Anlıyorsun ki,
Gitmek sadece yollara düşmek değilmiş.
Bir insanın kalbinde usulca silinmek,
Asıl en büyük, en sessiz veda buymuş meğer.
Eksiliyorsun durduğun yerde.
Yük saydığın ne varsa heybenden dökülüyor,
Omuzlarındaki o eski, ağır yük hafifliyor.
Haklılığın da haksızlığın da bir hükmü kalmıyor,
Gönül, çoktan unutmuş zaten
Görüyorsun ki,
Savaşmak sadece yorucu bir hevesmiş.
Uğruna ömrünü feda ettiğin o büyük kavgalar,
Aslında bir nefeslik hevesmiş meğer.
Unutuluyor sitemler bile…
Gözyaşının düştüğü o çorak topraklar,
Şimdi ıssız bir çöle dönüşmüş
Ne bir hesap sorma arzusu uyanıyor içinde,
Ne de geçmişin o eski gölgesi peşinden geliyor.
Fark ediyorsun ki,
O eski yaşananlar hatırlandıkça acıtıyormuş.
Gönlünde sarsılmaz taht kuran o yüzler,
Zaman geçtikçe soluk birer resimden ibaretmiş meğer.
Cümlelerin bitiyor nihayet…
Çünkü biliyorsun, hiçbir harf derman değil artık,
Hiçbir ünlem acının yükünü kaldırmaya yetmiyor.
Kendi içinde kurduğun o mahkemeler dağılıyor,
Haklıyı da haksızı da artık merak etmiyorsun.
Anlıyorsun ki,
Söz, sadece duymak isteyene kıymetliymiş.
Sağır duvarlara karşı söylediğin o aşk şarkıları,
Kendi sesini tüketmekten başka bir şey değilmiş meğer.
Bakışın derinleşiyor sadece…
Ardında bıraktığın o tozlu, o karmaşık yollara,
Yalancı bir fecre bakar gibisin
Ne bir pişmanlık kalıyor geriye
Ne de yeni bir başlangıç için mum yakıyorsun.
Öğreniyorsun ki,
Kalmakta, gitmenin bir başka şekliymiş.
Her şeyi olduğu gibi, kırgınlığıyla kabul etmek,
Bu fani dünyadaki en büyük erdemmiş meğer.
redfer
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.