8
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
1015
Okunma

İri bir düşün bıçak yarasıyım
Arpacı kumrularının istila ettiği her şiirde
Saklı yamaların tezgâhından geçti benim kalemim
Matemin kargacık burgacık fıtratında
İçerlediğim şehir kabadayılarının
Savurmayı unuttuğu naralarının
Kökünde saklı zencefil.
Göğsünde derin bir yara
Sırtından vurulan her düşün de kursağında saklı
Kurşun gibi muhafazalıyım
Elbet Allah’a havale ettiğim düşlerin
Öncüsü satırlarda
Yana yakıla istiflediğim sözcüklerin
Patavatsız izleğinde
Kukumav kuşu deryanın özlemini giderdiği
Bir denizkızıyım
Kanamalı şehrin balçığında
Gün yüzlü annelerin bahtında saklı
Geceye deviren şiirlerde
İrkildiğim kadar iğreti durmadan
Hecelerin ferine yanık kelamın
Donuk gözlerinde
Şuur kaybına açık bir heceyim.
Dizlerimde büyüttüğüm nice öğreti
Kefil olduğum bir münazara öğütüldüğüm
Gün ve gece.
Şiarı isem mevsimin izini sürdüğüm
Dolgun yanaklarında elmanın
Dolunayın etrafında dönenen hangi kayıp yıldızım ki?
Adımı unuttuğum bilumum şiirde
Kaykıldığım dehlizde saklıyım belki de
Nöbeti devraldığım bir öykünün sair cümlesinde
Nakşettiğim de değil hani resmettiğim
Keşke söylemediklerim kadar mutlu olsaydım
Demenin de bedelidir elbet
Her demediğime kefil olmanın
Verdiği mahcubiyetle
Uyumsuz benliğimde saklı o sayaç
Öğün atladığım binlerce günün nezdinde,
Hala nasıl oluyor da acıkmıyorsam…
Nefsime yenik düşmediğim aşikâr
Varlığıma ket vuran rüzgâr kadar
Dağılmasaydı keşke gövdem
Bir buluta asılı kalmanın verdiği şevk ile
Hala nasıl da programlıyım vazgeçip de
Yitip gitmemeye…
Elbet kurşunlandığım her gün
Konuşlandığım zeminde
Bir yürek tellağı ki
Sökün eden gecenin rahminde
Unutulduğum ayan beyan
Uyamadığım düzenken
Yaralarımı daha da deşen.
5.0
100% (14)