31
Yorum
40
Beğeni
0,0
Puan
1226
Okunma

Berrak bir günün suizan saatleri
Cıvıl cıvıl kuş ötüşmeleri arasında
Kalp sancıtan aşk sızlamaları
Tenimi okşayan fısıltılı rüzgarın sevda azabı
Tüyleri diken diken eden ölüm ürpertisi
Keyfi çakır gülüşlerimde inciden bir sızı
Figüran incinmelerimin
Yüzü dahi tanınmayan aktörün hor görülüşleri
Dökülüyorum...
Sevmek bilmeyen bir çift gözün kirpiklerinde
Ellerim üşüyor
Haziran ayının yirmi ikinci gününde
Harflerimi topluyorum
Yırtık heybemde
Geceden görme rüyalar
Avutmaya çalıştıkça kırılgan kalbim
Tuz buz olup dağılıyor gözlerimde
Başucumda
Dilimin dağ gibi biriktirdiği
Bir cümlelik sitemlerim
Ah Sevgili
Senden kalma bu akıl gel gitlerim
Kırmızı gömleğindeki yaka iğnesi
Sokaklarda tebessüm ettiğin eskiciler
Kış geceleri pencerene bırakılan papatya çiçekleri
Her sabah ayakkabının içinde bulduğun şiirler
ve
“Yazma şairem!” diye bıraktığın notlar
Şimdi hepsi yüreğimde kabuk bağlamış
bir yara
Saklı kilitli kapılar ardında
Parolası “Sevda” olan bir sandıkta
Duruyor açılmamak adına
Boşluğumun sebebi
Sensizliğimin sitemi
Bunu bil, sevgili
“Ben” bende değilim
Ey ruhuma hitap eden papatyam
Gece sabaha varmadan
Gel
Gelipte kal
İzini bırak
Bırakmadan
Yak
Hasretime yürü
Sığdır beni dar gecelerine
Uzun karanlıklara
Uykusuz kalalım
Dudağımıza, dilimize
İz bırakalım
Hadi Sevgili
Akrebin sorgusuz hasretini
Yelkovanın sualsiz aşk enstrümanını
çaldığı bu gecede
Üryan hislerini
ateş tenini giydir tenime
Dilin, dilimdeyken
“Aşk” konuşalım tek bir ağızdan
Sevdamızı sığdıralım tek bir ana
Usul usul kaybolalım
Damaklarımızda
Kurtar beni
Benimle kendini
Sevgili...