0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1337
Okunma
sağanak yağmurlar yıkıyor kenti,
gri ve kirli tonlarında renklerinin en boheminin; grinin...
gölgesinden sızan tüm sıvılarla.
içine usul usul sızıyor gece
şah damarına değin yanaşıyor
en korumalı surların bir bir yıkılıyor, son kalen şah damarın
teslimiyete direniyor adeta.
güneşin batıdan doğma ihtimali geçiyor ırzına uykularının
derken, direniş şiirleri yetişiyor imdadına
içine sürüklenirken bataklığın...
direniş destanları yazan bir ülkenin
sana en aşifte mirası kurtarıcı oluyor.
güneş doğmamak üzere batarken,
göz kapakların direnişe bile direniyor.
şehir seni zehirliyor,
gürültüyü, görüntüyü, ve dumanı kullanıyor silah olarak
için için, istekli bir yok oluş sunuyor avuçlarına.
bir siyanür melodisinin büyüsündeki altın kadar
can atıyorsun sevişmeye
olan oluyor ve ölüm dudaklarından öpüyor.
bir kitapçıda tabureye yığılıyorsun,
elinde eski püskü bir kitap, sayfaları dağınık ömrün gibi
sen ona o sana dalıyor, sen onda o sende yitiyorsunuz
bir kaç insan seni okuyor sanıyor, oysa yaşıyorsun
yeniden doğuyor, yeniden yaşıyorsun ve yeniden ölüyor....
kitap sayfalarına sığınmış tozlar kadar ağır yükler sığınıyor
zihninin karanlık çeperlerine.
gözler seni süzüyor, sen hayatı, kim daha iyi kıç kırıtıyor
bu sorunun cevabını arıyorsun...
bir şans daha,
damarlarında dolaşmaya başlayan istek bu
sağanakla yıkanan kentten, batıdan doğan güneşten
uyuma ihtimalinden,
ıssız sokakların karanlıkla sızdığı zihnine tecavüzünden
arta kalan bir şeyleri ön cephesine sürdüğün direnişinin
ismi bu olacak;" BİR ŞANS DAHA YAŞAYABİLMEK İÇİN....."