6
Yorum
18
Beğeni
0,0
Puan
939
Okunma
kendi kayığımda suyun akışına bırakmıştım yalnızlığı
küreksizdim ve aynı suda ilerleyen başka kayıklarla
çarpışan arabalar gibi ilerliyordum zaman nehrinde
sanırım bahardı
yar suyu eriyordu yanağındaki yamaçtan
kara kaşın altındaki kornişe kirpik çekiyordu ellerin
kirpiklerin zebra desenli stor perde
ve kıpraştıkça dağılıyordu v’av
avcının gözünde
en son sönmüş bir kraterin kükürt gölünde
sülfür soluyordu ciğerim
diğer kayıklar batıyordu bir bir
kimi su diye zehir alıyordu içine
kimi panzehir
genetiği bozulmuş bir umut arıyordum kendime
zira alacak d’emir yoktu
çapa’k yutan o gölde
derken su güneşe
güneş on ikiye müteakip
zamanı kuruyordu
gel gör ki akrepten önce yel
yalan kovuyordu
sonunda kurudu su
kaf dağının arkasında yaftalı anka
yanar dağ ağzıyla
ve masal şivesiyle
k’alaycı bir kuştu
çünkü bakıra dönüyordu mavi
bulutlar güğümle düş taşıyordu
ocakta eylül
sabırda zikir taşarken bir yandan
yar delenler açıyordu yanağındaki yamaçta
malum,
akışına bırakacağım su yoktu
ve anka dediğin masaldan ibaret bir kuştu
rüzgarı bekledim sonra
hani aramızda soğuk esen
ama ba’harla ısınıp
yamacına yükselirken..
gelsem,
ve desem ki
yok yorgunuyum sevgili
beni biraz var et sen..
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.