0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
1294
Okunma

Pencerenin önünde duran sümbülün
Büküktür boynu,güneş görmez garip
Çatılır kaşları,yüzünde sisten bir perde
Gözünden damla değil,yağmur akar da gider
Bulutlar dağılıp,güneş çıksa gizlice
Rengarenk eteğinle,umuttur gökkuşağı
Dilek değil adı,içsel bir yakarıştır
Gökkubbeler yıkılır,inim inim inleyerek
Elalem değildir,endişesi tasası
Sırtındaki yükünden,kuytu bir yer arar
Ağıtlar yakıpta,dizlerini döverek
İsyan duvarlarını,kendi elleriyle yıkar
Eşin ,dostun boyası silikondan yapılmış
Kiri çıktıkça,arada silmek gerek
Astarı gün yüzünde,çıplak gözle apaçık
Görmemek için,karayı çalmak gerek
İstemez ekmek aş,bir yudum suya hasret
İçindeki yangındır,harareti kudurtan
Santim santim hecedir,iki dudak arası
Başın taşa değse,bu karanlık gecede
Hayal bile kurarken,tüyleri hep ürperir
Sızatır yüreğini,yaşanmış tüm anılar
Başındaki kalabalık,onu yalnız bırakmaz
Boş kalmış eleği,duvara asmak gerek
Yaprakları dökülür,gün bugündür ki kurur
Ölmeye yeltenmiş,bizim garip sümbül
Güneşi de istemez,su da ifla etmez
Can vermeye hazırmış,şafak vakti çökünce
Karanlığa yabancı değil,aşinalık duyarım
Gölgem bile belirir,güneşin eteğinde
Yanımda mis kokum,işlerim taa derine
Rüzgar bile kesmez,çünkü en derinde
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.