5
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
1013
Okunma
Ayrılık bitmez azap bu yalan dünyamızda,
Yüreğinden duy beni konuşmayıp da susan,
Ben yine Korkmazlı’da, o sevda Tonya’mızda,
Hastoma ormanıyla dolsun o gönül kasan.
Karşılaştığımızda öylesine bir baktın,
Sanki kızgın bir olta içime atıp taktın,
Çırpındıkça içimi parçalayıp bıraktın,
Böyle bırakıp gittin, oldum feryadı basan.
O ilk gördüğüm anda öylesine vuruldum,
Sanki dersin maziye dönüp baştan duruldum;
Ben de zannediyorum kimim diye soruldum,
Beni görüp bir anda tatlı sesini kısan.
Çünkü ben değişmiştim, sen aynı duruyordun,
Gece karanlığında ay gibi vuruyordun,
Belli ki geçmişini özenle koruyordun,
Kavuşma yolumuzu ne olur eyle âsan.
Öyle bir zapt ettin ki içten gönül kalemi,
Güzelliğinle sardın, dünyamdaki âlemi,
Kes varış kâğıdını, gönder irsaliyemi,
Gönlümün sarayında hazır koltuğun masan.
Gel tahtında göreyim oturan o kadını,
Sevmenin sevilmenin çıkaralım tadını,
Ömrümüzün sonuna yazalım miadını,
Kalem çek geçmişine, kalmasın zerre tasan.
İşte buydu diyeyim gönlümdeki tasarım,
Sensiz isyanlarıma ancak böyle susarım,
Eğer bunu yapmazsan feryadımı basarım,
Olursan benden kaçıp, başka yerlere pusan.
5.0
100% (13)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.