1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1109
Okunma
OSMAN
Hayır Osman, hayır;
sen bu kadar budala değilsin.
O kadının
ne mal olduğunu bile bile,
bunca olumsuzluklara rağmen direniyorsun.
Nasıl da her şeyi böyle kabulleniyorsun?
Helalinden
bir lokma ekmeğe doğradığın kanı,
kızılcık şerbetine içtiğin bardağı kutsa,
miden bulandıysa,
kus ve dön hayata, Osman.
Gel de
sıkarak hayatı,
alma dişlerinden hıncını;
kov gitsin,
düşürme payına
kaderin acımasız yanını, Osman.
Osman,
ihanete perde aralayan bir film düşün.
Sararak başa kareleri,
seyret Cemil’i,
Murat’ı
ve diğerlerini.
Varsay ki Brütüs’ü ihanet doğuruyor;
bir kez daha seyret Sezar’ı.
Zerdüşti bir mantıkla düşün, Osman;
ki dostunum ben senin.
Romen Diyojen,
Sokrates
ya da Aristo ol
ve dinle beni, Osman.
Kristof Kolomb gibi dünyayı yeniden keşfe çık.
Göreceksin her durakta
bir Cemil,
bir Murat,
bir İbrahim,
bir İsmail.
Yusuf gibilerin aşka kurduğu kumdan kaleler,
bir imbad sonrası yıkıldığını, Osman.
Belki bir deltada göreceksin kirlenmişliği;
ve
hayatını adadığın kadının
günahlarıyla Ganj’ı bulandırdığını,
sana ihanetiyle imtihanı tamamladığını, Osman.
O kadın ki umursamadı çocuklarını;
o kadın ki sana defalarca boyunun ölçüsünü aldırdı.
Öğrendikçe hayatın gerçek yüzünü,
yönsüz,
yöresiz,
izsiz bir coğrafyada;
yazdığı şiirleri dahi nefrete,
seninse nefretin şiirlere düşecek bir vurgun sonrası;
ve
belki de Montaigne denemelerinde işleyecek
bir umudun daha çalınmışlığını,
Osman.
Efkan ÖTGÜN
5.0
100% (1)