1
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1127
Okunma
büyüyünce peygamber olmak isteyen bir çocugu
sözcüklerine ambar yapaduruyor bu şehir
aşkın yakamozu bir gönül feyzini
soluklu bir karıncadan döktürüyor
hicran dolu kargalar ve martılar:
İstanbul ezgini
çocukla çocuk olmuş büyük bir sırrı
alnında besmele yazılı bir rüyayı
barındırıyor ecrininde bu güneş
uyuşmuş ayakları bir iğnenin ucundan ararken
muştaki bır bulut
bulut gunahlarına su tasımıs
dostuğunu kardeşiyle gecirir
peşinden ayrılmadan kosarken
yorgunluğu sırata uğrar cambazın
yoluna yol çizerken sogugun arkasında
karın çöpçüsü olur iki kardeş
karnı hakikat bir tütünün
gözlere elma ısırığı bir içişle
samyeli ruzgarı estirir
sözleri alkolden gecen bir yasak
gözleri gözlerine degmiş bir sevgiyi yok eder
ayakları çarpık bir varsanı
başı dizlerinde bir yalanı çürütür
sentez eşdegerinde
ve barış güvercinleri sokaklarda
alkışlı ellere iner melek bağrında
gürültünün sahibesini yapan bir şiire
bir yaşam unutkanlığı veriyor şairler
sert bir tokadın ardında gizli bir varis
bir eteğin ve bir sakalın
yolların ortasında
cezası daha kesilmemiş bir kaplumbağaya
verilen (g)azabı
bir maçın ortasında atılan çakmaklarla
kendini seviyor kendini su satan eşcinsel kılıklı kurnazlar
sura değmiş iki gemi
ve iffetli iki kelam
sıcak tutar belki cayla içilen şiirin ardından..
kendini büyük gören şirk dolu veliyi
küçük görüyor artık şairler..
gezgin imgeler...