8
Yorum
23
Beğeni
5,0
Puan
1300
Okunma

İklimlerin kemikleri hep kırılgan
Ve tuzla buz olmakta içsizliğin yetisinde savrulduğum
Bir Temmuz güftesi,
Sona ramak kala yine aşkla yatıp kalan varlıkların
Dirayetinin sınandığı bir tutanaktan ibaret:
Ne ile iştigalsen, hoyrat bir darbe;
Ne ise konuşlu göğün kara deliğinde
Bir huzme huzur nakşediyor işte
Aklın fıtratında.
Belki de solmuşluğun coğrafyasına tüneyen
Mezarlık bekçisi tınısında
Yine konuşlu o en sevdiğin gölgeye
Hele ki tutmaksa yüreğinden
Konmuşsan bir kere kapının önüne.
Bir lahza hem de en ihlâslı yönerge;
Bir kuram bir de mizaç hele ki inkârında
Kayıp minvalin de tuzla buz olmuş ana damarı:
Yine nizam yine sayısız kelam
Nihayetinde içi boşalmış bir çuval adına
Sen ki haybeden doldurduğuna kinaye sunan
Bir kaknem sancıyı da buyur etmişsen en önüne.
Soldan sağa… Hadi adımla, ne duruyorsun?
Sayma ya da hem hangisine yeter ki
Sayıların doğurgan o anaç yüzü?
Sarmalındasın altı üstü:
Önce kıblende sarılı bir hegemonya
Sonra da önce bildiğin an’ın yönergesi
Kayıp üç beş anıya hürmeten…
Gerisini ne ben söylerim ne de
Merak et sen inceden inceden.
Bir kalibre fıtratı ömrün,
Bir sarkaç belki de miadı dolanda arda kalan
Tek hutbede ölmek en güzeli,
Tanınmazlığın bedelini ödesen de gizliden gizliye.
Kademeli bir ölüm,
Yaşam denen teranenin iç beyitlerinde
Göğsüne saplandıkça kanadı kırık meleğin
Yine katrem bir gölgede vahamet yüklü
Sancağına maruz yanılgıları yine vebali kimin boynunaysa?
Ömürde, kahırda;
Sevgide ve yoklukta;
Matemin hükmü salkım saçak bir hüviyet;
Aşkın yükü belli ki en ağır makam,
Sardıkça döngünün ritmini bir teraneden kopup da gelen,
Sonsuzluğu hiçliğe mal eden.
Teferruat gerisi, soytarı yüreklerde sarkık
Bir öngörü gölgelerde mağdur kayıplar;
Sona ramak kala satırlar yine
Başından kopuk özü hikâyenin,
Varlığın da temennisi belli ki diyemediklerin.
5.0
100% (17)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.