6
Yorum
22
Beğeni
4,9
Puan
2011
Okunma

Sivri dikenleri göğün tebessüm etti:
Koptu yaygara akşamüstü,
İsin nemi, aç kurdun laneti:
Döşendi yol,
Yatak döşek hanidir mahremin kerameti.
Akılsızca tünedi insan,
Kırık dalların hezeyanı örtüledi hüznü,
Kifayetsizlik başım gözüm üstü
Bir kelamda sırıtan şiirden arakladığım
Artık hangi dize ise,
Yine muteber bir teyakkuz şairin demi.
Hamdolsun, demezken
Sığındığımız yer gök mü yoksa biz mi
Çıkarken isyanlarımız arş-ı alaya?
Hâşâ, demektense ölen iblisin,
Kaynadıkça derinde nefsin aczi yeti.
Karadan mütevellit bir kanaviçe;
Selamdan ırak olur mu andığım her sure?
Kıblemde yorgan döşek,
Titrimde yoksun kılındığım
Dost kılıklı safi zihniyet.
Anlatsam derdimi, dermanım hani nerde?
Taşıma suyuyla yaşatıyorum ilah aşklarımı,
Sehven ihanet, diyenlere inat
Köreliyorum ölümün dingininde bir de
Rahleye kuruluyor benliğim;
Ellerimde is, kerameti nefsin ve
O arsız fısıltılar;
Boyalı kadınlar ürüyor
Aklımın üryan köşelerinde;
Boyutlarımı boyuyorum
Gökkuşağından arakladığım dingin tebessümlerle.
Kalıbının adamı hangi teranede gizlenmiş?
Hangi sureyi ezberlememiş de kurda kuşa yem olmuş
Ölü kadın?
Hangi çocuğu kilitlemiş körelmiş vicdan?
Sazında ilham şairin;
Kambersiz düğün misali
Edimi yürek burkan onca isyan
Yine aşka delalet şiir başlarında
Kılıfına geçirilmiş şehir efsaneleri.
5.0
93% (13)
4.0
7% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.