0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
935
Okunma
Bizim Ahmet diyorum, yani namı diğer Ahmetçik…
kaytan sol bileğinde
sağ elinde bir ucu
bir ucu dişlerinde
savurup atıyor
serpme yayılıyor
çöküyor kurşunlar
biliyorum
ahmet ustadır bu işte
Dere derin. Dere serin. Akıyor. Kayalara çarpıp köpürerek ve gürüldeyerek…
ahmet çekiyor serpmeyi
var mı ahmet
yani balık diyorum
aklı işinde
yani serpmede
cevap vermiyor
Bakıyorum dört gözle. Kefal çıkıyor, gümüş çıkıyor. Kızılkanat. Ama bıyıklı yok…
miryana diyorum ahmete
yani bıyıklı
aga diyor ahmet
zamanı değil
Ayıklayıp atıyor bana; kefal, gümüş, kızılkanat. Doldur aga diyor, kovaya…
bir kere
iki kere
üç
beş
yedi
on yedi
atıyor aynı biçimde
çekiyor aynı şekilde
Sonra yoruluyor Ahmet…
dere derin
su serin
hava sıcak
çıkıyor kenara ahmet
bira diyor bana
termos derin
biralar serin
Açıp veriyorum bir tane. Birkaç lık çekiyor, sonra şişeyi indiriyor. Gözleri gülerken; “gözünü seveyim bunu icat edenin” diyor. Bense; .ikeyim ecdadını(!) Diyorum ama yalandan tabii; Ahmet bunu biliyor…
"Keşke çay olsaydı içtiğiniz veya ayran." diyenleri duyuyorum. Duyuyoruz. Sağır değiliz elbet. O da var onlar da ama derenin öte yakasında. Ne onlar karışıyoruz bize, ne de biz onlara. Yalan mı Ahmet?"
LaTekmen. 11/Ağustos/2016 Lazengrat
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.