3
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
837
Okunma

bu şehir eskitecek beni
gidemediğim
kalamadığım
bu şehirde eskiyeceğim
belli
hatıralarımın üstüne basarak yaşarken içim acıyacak
öyle
çocukluk gençlik derken
ne oldu
zaman nasıl da böyle
her şeye geç kaldım
böyle olmasaydı
olmasaydı diye sayıkladığımı anlıyorum
nasıl da kısaymış şu hayat filmi
başka hayaller edermiyim daha
bilemem
hayeller de yoruldular
düşlediğim bir kasaba vardı
bir kere göremeden yıkılacak evler sokaklar
dökülecek herşey
martılar yorulacak kasabanın üstünde uçmaktan ben orda olmayacağım
oysa,
kıyıda maviye boyanmış kayıklar sallanacaklardı hafif dalgalarla
el ele yürüyen sevgililer görülecekti yollarda
martı çığlıkları duyulacaktı şehrin her yerinde
tuz ve balık kokusu dalga dalga yayılacaktı kasabaya
küçük tepeye doğru çıkan dar bir caddenin sonunda bahçeli
kiremitli bir ev olacaktı
çok sevdiğim bahçesinde ağaçlara kuşlar konacaktı
bahçedeki dut ağacı için söyleyecek çok şey vardı
otobüs durduğunda
kimin indiğini görecektim
çektiğim fotoğraflarda ise
masmavi gök yüzü olacaktı
ve bir kaç beyaz bulut
ikinci bir plan şöyle olabilirdi
dağlar arasında küçük bir köy
olacaktı
etrafı ormanlarla çevrili
köyde ekin tarlaları bahçeler
derede akan temiz çayın şırıltısı duyulacaktı yaklaşınca
dut ağacının altındaki çardakta
hafif bir uykuya dalmakta vardı
mavi gök yüzünü görecektim dalarken
veda eder gibi ıslık çalan arı kuşlarının çığlıkları
gittikce uzaklaşırken uyuyacaktım
bir veda gibi olacaktı bu
sonraki saniyelerde aklıma getirecektim küçük sevdaları
hayal edecektim sevgilimin beni çağırmasını
belki o uyandıracaktı beni birazdan diye
saniyeler azaldıkca dalmaya
sayısız düşünceler yıldırım hızıyla geçeceklerdi hayalimden
işte böyle olacaktı hayat denilen şey
belki
mutlu olmak gibi bir şey olacaktı bu...
5.0
100% (2)