1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1101
Okunma

Sustuğumda içimde çabalıyor
tüm bağırmak istediklerim
kanayan bir bayrak gibi
ülkesini arıyor susarak...
bir zaman makinesine tabi
ışıklar bu kadar sinirli olamazdı
bu kadar aydınlık olamazdı
aklımda dikişlerini açan dehşet gibi parlıyor,
yaşlı bir ağaç gibi yorgun görüntüler.
bu örtüyü örtmeliyim saklamalıyım ...
asla kesinleşemez bir sonraki gün
ölüm sağ kalırmı hiç ...
Güçlü bir ses çıktı ortaya
o çemberi üzerimize kıvırdığımızda
havada akşam işaretleri...
bandajları üzerinde yaralı dünya
bir ölüm duvarı örmüşler
siyah giysili simsiyah adamlar
bir çocuğun dingin yüzünü sevmeyi başaramayan
kara maskeli antikahramalar.
Ah ölüyoruz
yassı güneşin altında
yalın ayak öksüz
toprağın kokusuna dönüyoruz
ölüyoruz
suyun tadına varmadan
kurdelalı çocuğun yanında
bombaların içinde yatıyoruz...
ölüyoruz
savrulan yapraklar kadar ölü
kurumuş mor dudaklarımızda,
kalakalıyor tüm sesler
susuyoruz
ölüyoruz
biliyormuyuz ne için öldüğümüzü...
kanın rengi vuruyor
gökyüzündeki ağaçlara..
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.