4
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
1524
Okunma
Başıma gelmeyen değil
gelmiş olan herşeye yine sürükleniyorum
ilk değil
son bakış gibi...
---
Ansızın bir rüyanın kıyısında durdum
sessizliğin barikatına takıldı bir ses
rüzgarın ruhuma öfkesi
varlığıma başka bir gurbet şekli
üşüdüğüm karanlığın ta kendisi
saçlarını yalnızlığıma örttü
günahım
suçum gıyabımda muhalif
büyük mazeretlerim yok
ceplerimde babasız evlerin yoksulluğu
ayaklarımı götüren
kötü yoldan çıkmış
yolların arınmış tenhalığı
işte tam yetiştim orada uhud
işte bilal
işte hü siyah
göğüs kafesimde yutkunan kuşlar
huzur bulaşmış ölümler
mahşeri amin ateşli yürekler
yüreğime yakın
adımlarıma çok uzaklar
gözlerim darmadağınık
ansızın başladı kum sağanağı
cinnet geçirirken pişmanlık
kalbimde kaybolan çocuklar
her adımda
hafızamla birlikte eve döndüler
ansızın utandım perdesiz cam gibi
üzerime çektim dua zırhını
içimin yarasına dokunurken kırgınlık
buraların yabancısıyım
asırlardır asılıyım
uykunun çıkmaz duvarında
bölüşülmüş ekmek
sıcak sofraya telaşlı
geç kalmış dalgınlığıyım
her öldüğümde
daha çok inandım
parmak uçlarımla dönerken gövdeme
yüzüm yabancı kendime
meğer cennet
emanetmiş annemin , hüzün mizacı yüzüne
şimdi
kına kokusu yeryüzünde işgal
sakın
sosyete görmesin...
5.0
100% (9)