4
Yorum
6
Beğeni
0,0
Puan
1931
Okunma

Gülistâna dil olan şiirimin niyeti
Süleyman’ı inleten Belkıs’ın aslı mısın?
Keremin bu uğurda ağır oldu diyeti
Saba- acem-hicazkâr nihavend faslı mısın?
Bilmez misin içimde başkaldıran rayeti
Gülistâna dil olan şiirimin niyeti
Zifiri gecelerde yol gösteren yıldızım
Kimsesiz kimliğimin ey kimliksiz kimsesi
Hiçliğimde hepimsin talihim alın yazım
Bir devr-i hazân olur yokluğunun mahbesi
Beni sensiz bırakıp sızlatma sızım sızım
Zifiri gecelerde yol gösteren yıldızım
Bir eşimdir ateşe semâh eden pervane
Alev beni çekiyor ben alevi içime
Meczûpluk gömleğiyle geziyorum rindâne
Son şehsuvar gibiyim her yanım lime lime
Hekimsiz kaldı yarı’m yarısından bigâne
Bir eşimdir ateşe semâh eden pervane
Göğün hangi katında dolaşıyor aşk erin
Ardından mı tutuştu Endülüs ve Gırnata
Öyle bir ateşsin ki lavlı volkandan serin
Bir benzerin gelir mi köhnemiş kainâta
Cebel-ül Tarık’taki gemiler mi eserin
Göğün hangi katında dolaşıyor aşk erin
Ben dipsiz kuyuların küreksiz dümencisi
Zincirle sürüklüyor ruhumu çeşm-i siyah
Dalgasından ayrılsam başlıyor işkencesi
Yetmez mi yokluğunla parçalanan her sabah
Gördüğüm rüyaların benzeri bir öncesi
Ben dipsiz kuyuların küreksiz dümencisi
Buyur sırça köşküme ısın ısın ve üşü
İrem bağına dönsün dolaştığın her oda
Damarları yakmalı ahd-e vefâ cümbüşü
Duvarlara çarpmalı lebinden düşen nidâ
Kefenin başlamadan gülüş ya da öpüşü
Buyur sırça köşküme ısın ısın ve üşü
Ol Kays’ı mecnun eden Leyla mıydı bir eşin
Ötüken’de kızıl tuğ İstanbul’da ikbâlsin
Cemâlini gördükçe ışkı söner güneşin
Yalnız ebette değil ta ezelden visâlsin
Mağlubuyum sayende içimde keşmekeşin
Ol Kays’ı mecnun eden Leyla mıydın bir eşin
Yine bu gün kendimle cengin eşiğindeyim
Ey mahzun gecelerin göz altında şifâsı
Sanki yerin altında çile beşiğindeyim
Gelirse senden gelir ızdırâbın sefâsı
Renklerin hiçindeyim rengin eşiğindeyim
Yine bu gün kendimle cengin eşiğindeyim
Belki de sensizlikten hicrâna akma vakti
Nihavendi bir şarkı inliyor yavaş yavaş
Zamansız mı harcadım ömürden giden nakdi
İstediğin bu ise kefensiz kalsın naaş
Belki de dil şehrimi temelden yakma vakti
Belki de sensizlikten hicrâna akma vakti
Serenâdın şevkini hacet var mı tehire
Sessizlik nikâbına gizlenen sadr-e şifâ
Revâ mıdır cevrinle râm oluşum behire
Kıldan ince sırçaya yüklü toınlarca cefâ
Kulaç atmak isterken Maverâünnehire
Serenâdın şevkini hacet var mı tehire
Ben Köroğlu gibiydim sen de Telli Nigar’dın
Emrah’ta Elif idin Fuzuli’de kaside
Zira senin adın aşk her nefeste sen vardın
Ey Kevser ırmağından neşv-ü nevâlı fide
Aklın son noktasında dolaştığım civardın
Ben Köroğlu gibiydin sen de Telli Nigar’dın
Bu gün yine sürgünken mazinin efkârına
Bilirim kimsesizlik vuracak penceremi
Kapıyı açtığım an dönüşü yok yarına
Kimseler görmeyecek yırtılan hançeremi
Bir buruk tebessümdür mirasım didârına
Bu gün yine sürgünken mazinin efkârına
Bir gün hüküm buyrulur evveli "Kûn Fe Yekûn"
Kulakları kavurur Kâlû-Belâdan ahit
Ruh kefenden sıyrılır ne dil kalır ne sükûn
İşte o gün insana sağ ve sol yandır şahit
Aşka âşık olana başlamak için düğün
Bir gün hüküm buyrulur evveli "Kûn Fe Yekûn"
Makberî’nin şehrini dağıtan hazân mısın?
Peş peşe sorularda cevapsız kalan soru
Gözbebeği nemlenen biçâre suzân mısın?
Koru seni saklayan kalbimdeki tek sur’u
Yoksa benden biçâre kelâmsız rezzan mısın?
Makberî’nin şehrini dağıtan hazân mısın?
________________________Makberî
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.