2
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
60
Okunma
Şu tarikatlar
Yoksulluğumuz birilerinin zenginliğidir.
Bir notla, Eniştem iki eşli on iki çocuklu yoksul bir adamdı. Sadece bir ineği vardı kapasında, o ineği müridi olduğu cemaate bağışlamıştı. Babam evden kovmuştu. Yıllar, yıllar önce, hala da mele geçinmekte ve muska yazmakta yaşadığı yörede, yaşı doksanları buldu ve devam.
Rahmetlik babam cami imamıydı. Medrese okumuştu. Devlet görevlisi değildi. Yıllarca köyde imamlık yaptı. Bize hep ibadet etmeyi öğütler ama yapmasak zorlamazdı. Arap civarına hep gider gelirdi. Şam Halep günlük yoluydu. O zamanlar ben çok küçüktüm. Ancak getirdiği İran çayı Şam şekeri bildiklerim. Birde o rengarenk kumaşlar boncuklar aklımda kalan. Demek ki Irak İrana da uzanıyordu oralardan. Bolca kalın Arapça kitaplar getirirdi kendisine. Köyde ağalara hep kızardı (hoş köy ağaları da hep dayılarımdı)
Şehir hayatına çıkınca din benim için çok geri planda kalmıştı çalışmak okumak birçok uğraşı içinde olunca, zaman gelince evlendik. Rahmetli kayın pederde cami imamı çıkmaz mı bak hele. Ondanda çok çektim bitmez tükenmez öğütleri ibadet etmeyenlere düşmanca bakışı beni sık sık eleştirmesi hep sinir etmiştir. Onun beğendiğim tek tarafı cemaatlere yanaşmaması onların tehlikeli olduğunu sık sık anlatmasıydı. Babamdan duymadım. Belki de o zamanlar bu yapılanmalar köylere sirayet etmemişlerdi.
İnsanımızın saf temiz duygularını din adına sömürenlere hep rastladım. Ama yapacak bir şey yok. Ben ne dersem deyim onlar beni hep dışladılar hem de ağır ithamlarda bulundular. Ben de inanan bir insanım dini vecibelerin tamamını olmasa da kendimce bir kısmını yerine getiririm.
Günümüz insanlarına bakıyorum, nerdeyse herkes bir cemaate bir tarikata bağlı ya da gönül vermiş durumda. Çağımızın bilgi ve teknoloji çağı olmasıyla her bilginin günlük herkese ulaştığı ya da hereksin evine girdiği bir zamandayız.
Onlarca yıldır bu cemaat yapılanmalarının. Magazinde çarşaf çarşaf serilmesi, baskınlarla iç yapılarının ortalığa dökülmesi varken, hele birde ülkeyi ele geçirmeye kalkan bir hainin ortaya çıkması dururken. Her baskında birlikte yakalandıkları kadınlar, çuval çuval paralar, külçe külçe altınlar gösterilirken. Öte yanda yoksul milyonların sönük bir hayat yaşamalarına rağmen böyle yerlere ellerindeki üç kuruşuda vermeleri anlaşılır şey değil. Bu nasıl bir inanmışlık bir cehalet anlamıyorum. Neden insanlar hala bu karanlık yapılara gönül verir kapılarında eksik olmazlar.
Bu insanların çok mu günahı var, yoksa sadece cennet beklentisi mi, bunca sahtekara üç kağıtçıya bel bağlamadan dualarını ibadetlerini yapamıyorlar mı anlamıyorum. Konuştuklarım benden bilgili, Allah için deyip geçiyorlar. Allah bu sahtekâr güruhların tekelide mı ey insanlar.
Böyle bir şey yok. Kendinize gelin artık. Siz Allaha da cennetine de ancak kendi kalbinizle kendi inancınızla, kendi ibadetinizle ve kendi vicdanınızla ulaşabilirsiniz.
Coşkûnî
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.