4
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
84
Okunma

MESCİD-İ DIRÂR
Gördüklerim, duyduklarım:
Geçmişten günümüze Müslümanların genel davranışlarına ve inançlarına baktığımızda ister istemez kategorilere ayırmak gerektiğini düşünüyorum.
a- İnandığı gibi yaşayanlar
b-İnanıp, nefsine göre yaşayanlar
c- İnanmış gibi görünüp yaşayanlar
d-Zenginleşip kendi kulüplerini kuranlar
İnandığı gibi yaşayan Müslümanlar, inançlarından taviz vermeden yaşayan gerçek Müminlerdir. Onlar dilinde Müslüman değil, özünde Mümindirler. Müminler asla çıkarcı guruplarla, ikiyüzlülerle ve zenginler kulübüyle irtibat kurmazlar.
İnanıp, nefsine göre yaşayan Müslümanlar, Kuran’da riyakâr-ikiyüzlü olarak tanımlanırlar. Riyakârlar için Yüce Allah uyarılarda bulunmaktadır.
İnanmış gibi görünüp yaşayanlar da münafıklar gurubuna girerler. Dini ritüellerini yerine getirirler ama sosyal yaşantısını ve ticaretini dini giyim-kuşamıyla süsleyerek inananları kendilerine çekmeyi düşünürler. Ticarethanelerine dikkatle bakıldığında hep dini çağrışımları görürüz. Örneğim: Furkan, hacı, tevhit, nur, hicret, Kâbe, Mekke, vb.
Zenginleşip kendi kulüplerini kuranlar; deyim yerindeyse “al gülüm ver gülüm” anlayışıyla hareket ederler. Vakıflar, dernekler kurarak ve siyasetle kol kola girerek birbirlerini beslerler. Kendilerine kapılanan Müslümanlar arasında ekonomik durumu iyi olmayanlara ticarethane açarlar ve kendi müritlerinin alış-veriş yapmalarını sağlarlar. Böylece kendi gurupları arasında para dolaşımını temin ederler. Deyim yerindeyse; “uzayan kol bizden olsun” der gibi… Bu tür tarikatların-cemaatlerin banka hesaplarında altın ve dolarlarının olduğu; ticarethaneler, holdingler, hastaneler ve bankalar kurdukları gün yüzüne çıkan ibretlik gerçeklerdir.
Camiler, cem olma yeridir. Yani Müslümanların toplu halde ibadet ettikleri mekânlardır. Asr-ı Saadet döneminde mescitler, hem ibadethane hem dertlerin dinlendiği ve sorunların çözüldüğü mekânlardı. İşte o dönemde münafıklar Medine’de, İslami faaliyetlere zarar vermek, fitne-fesat çıkarmak ve Müslümanlar arasına ayrılık tohumları ekmek amacıyla Kûba Mescidi yakınında Mescidi Dırâr diye anılan bir mescit açtılar. Hz. Muhammed, işte bu mescidi fitne yuvası olduğu için derhal kapatmıştır.
Günümüzün camilerine ve mescitlerine baktığımızda benzer durumların yaşandığını görüp duyduklarıma dayanarak rahatlıkla söyleyebilirim. En basitlerinden birkaç örnek. Cami yönetimi başkanının toplanan bağışları kendi işi için kullanmış, aynı şahıs yeniden başkan seçilmiştir! Namaz öncesi, gıybet ve küfürlü konuşmalar yapılmaktadır. Hutbeler ise tam bir garabet! Camide siyaset!
Bir gün bana sordular!
“Halûk sen neden camiyi bıraktın? “
Dedim ki; “ben şeytanların arkasında namaza durduğumu fark ettiğim için camilere gelmiyorum. Artık benim mescidim kendi evimdir.”
Şaşırdı ve tekrar sordu: “Nasıl yani! Bizim imama iblis mi diyorsun?”
“Evet” dedim ve hutbelerden ve davranışlarından örnekler verdim…
Söylediklerime itiraz edemedi ve dedi ki;
“Ben Allah için secdeye varıyorum imam için değil ki…”
“Öyle mi?” dedim,
“Evet” dedi.
“Peki dedim, imamın iyi bir imam olmadığını kabullendin. Sen namaza dururken ‘uydum imama’ demiyor musun? Bu durumda iblise uymuş olmuyor musun”?
Cevabı, şaşkınlığı oldu!
Sonra, camiye gitmeme sebebinden birini daha anlattım:
“Her Cuma ve her bayram camilerde yardımlar toplanıyor. Biliyor musun bu yardımlar nereye gidiyor?”
Hayır anlamında başını salladı.
“Camilerde toplanan paralar, diyanete, cami hizmetlerine ve cami yönetimine veriliyor. İmam lojmanda oturuyor, kira vermiyor. İmamlık vazifesinden maaş aldığı halde toplanan paralardan kendine pay alıyor. Haç döneminde, diyanet kontenjanından rehberlik adı altında haç görevini yerine getiriyor!”
Bir şey söyleyemedi, düşündü!
Sonra; “şu fakir mahallede, toplanan paralardan bir fakire pay verildiğine şahit oldun m? Bir garibana bir ton kömür, bir miktar odun alındığını gördün mü? Düğününü yapamayan, askere giden bir fakir gencin cebine harçlık verildiğini gördün mü?...”
Yine bir şey söyleyemedi.
Ve dedim ki; “Şimdi anladın mı, bu camilere neden gelmediğimi. Şimdi anladın mı Hz. Muhammed’in o mescitleri neden kapattığını?
Sözün kısası, günümüzde dini faaliyetler maalesef anlamını yitirdi. Yeni yapılan camilerin altı ticarethaneye, üstü ise bilinçsiz ibadethaneye dönüştü.
Şunu da özellikle belirtmek isterim ki; tavrım, inancım ve düşüncelerim sadece beni bağlar. Bu yaşananlar üzerinden hiç kimseye bir mesaj yollamak amacında değilim. Her kişi kendi yolunun yolcusudur. Ayrıca; her camide ve her mescitte aynı dümenler dönüyor demiyorum. Ancak cami gelirleri her camide üç parçaya bölünüp paylaşılıyor…
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.