Gerçeği bilenler ile onu sevenler hiçbir zaman eşit değildirler. confucius
Tokdemir Kansu
Tokdemir Kansu

Sırtımdaki Ev

Yorum

Sırtımdaki Ev

( 5 kişi )

2

Yorum

9

Beğeni

5,0

Puan

129

Okunma

Sırtımdaki Ev

- Evleri tepelerinde ya, kaplumbağa ve sümüklü böceklere imrenirdim gençken


Gençken, kaplumbağaya imrenirdim. Evini sırtında taşırdı çünkü. Nereye gitse, evi de giderdi onunla. Sümüklü böceğe de imrenirdim. O da taşırdı evini. Islak, parlak, kırılgan ama hep yanında. İkisinin de bir yere ait olma derdi yoktu. Ne kira öderlerdi, ne anahtar kaybederlerdi, ne de “eve dönmeliyim” telaşı yaşarlardı. Onlar zaten hep evdelerdi.

Benimse evim vardı ama içimde bir evsizlik. Her akşam okuldan dönerken, çantamda kitaplar, kafamda dersler, yüreğimde tarifsiz bir ağırlık… Sokakta yürürken kaplumbağa görsem durur izlerdim. “Ne şanslı” derdim. Onun kaybedecek bir evi yoktu, taşıyacak bir eşyası da. Sadece kabuğu ve içindeki yavaş, emin hayatı.

Sümüklü böcek daha da etkileyiciydi. Evini adeta teninde taşırdı. Dokunsan orada, bıraksan orada. O ev, onun kendisiydi. Bizim evlerimizse hep bir yerlerdeydi. Anahtarı unutulur, kapısı kilitlenir, komşusu gürültü yapar, duvarları küflenirdi. Biz evlerimize sığınırken, kaplumbağa ve sümüklü böcek evlerini sırtlanmış, dünyayı gezerdi. Onların evi bir yük değil, bir kanattı sanki.

Sonra büyüdüm. Büyüyünce anladım ki, o imrendiğim şeyin adı özgürlük değil, yalnızlıkmış. Kaplumbağanın kabuğu, aynı zamanda onun zindanıydı. O kabuğun içinde yalnız başınaydı. Kimse giremez, kimse dokunamaz, kimse sarılamazdı. Sümüklü böceğin eviyse o kadar kırılgandı ki, bir çocuk parmağı, bir tuz tanesi her şeyi bitirirdi. Onların evleri yanlarındaydı ama başka hiçbir şey yanlarında değildi.

Bizim evlerimizse, bazen anahtarı unutulsa da, içinde birileri bizi beklerdi. Duvarlar küflense de, o küflerin arasında hatıralar saklıydı. Komşular gürültü yapsa da, bir gün ihtiyacımız olduğunda kapıları çalardık. Biz, evimizden çıktığımızda bir parçamızı orada bırakırdık. Ve geri döndüğümüzde, o parçalar bizi sarardı. Kaplumbağa ise, her gittiği yere aynı kabuğu götürürdü. Aynı yalnızlığı, aynı sessizliği.

Şimdi, gençliğimin o imrenen gözlerine gülüyorum. Meğer imrendiğim şey, bir mahkumiyetmiş. Meğer herkesin evi, kendi içinde taşıdığı bir ağırlıkmış. Kaplumbağanın kabuğu yük, sümüklü böceğin evi kırılgan, benim evimse aidiyetti. Aidiyet, bazen ağırdır, bazen daraltır, bazen de sarar. Ama olsun. Kaplumbağa gibi yalnız değilim. Sümüklü böcek gibi kırılgan da değilim. Benim evim, benim dışımda bir yerde. Ama içimde onun yankısı var. Ve bu yankı, imrendiğim o yalın hayatlardan daha zengin, daha karmaşık, daha insan.

Gençken imrenirdim. Şimdi anlıyorum ki, herkes kendi evini taşır. Kimi sırtında, kimi kalbinde. Hangisi daha hafif, bilinmez. Ama şu kesin: İmrendiğim o kabuklu yolcular, bana bir şey öğretmişti: Ev, nerede olursan ol, seninle gelen şeydir. Ve ben, yıllar sonra, kendi evimi kendi içimde inşa etmeyi öğrendim. Anahtarı hep yanımda. Kapısı herkese açık değil ama açana da sıcacık. Ne kaplumbağa kadar yalnız, ne sümüklü böcek kadar kırılgan. İşte bu yüzden, artık imrenmiyorum. Sadece teşekkür ediyorum. Onlar bana yük ile ev arasındaki farkı gösterdiler. Ve ben, yükümü eve dönüştürmeyi seçtim.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (5)

5.0

100% (5)

Sırtımdaki ev Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Sırtımdaki ev yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Sırtımdaki Ev yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
emre vehbi alkan
emre vehbi alkan, @emrevehbialkan
6.5.2026 15:47:55
5 puan verdi
Harika bir yazı okudum. Yürekten kutluyorum sizi güzel insan. Başarılarınız daim ilhamınız ölümsüz olsun. İki katlı şehrimden selamlar gönderiyorum çokça…
Etkili Yorum
Davidoff
Davidoff, @davidoff
6.5.2026 14:44:52
5 puan verdi
Derin bir içsel yolculuk. . .
İlk bakışta çocukça bir hayranlığın ardından gelen yetişkinin farkındalığını anlatan adımları görür gibiyim.

Çocukken kaplumbağa ve sümüklü böceğe duyulan imrenme; ''yük taşımadan yaşamak'' ya da ''hiç bir yere ait olmadan yaşama'' gibi özgürlük hayali. Kısacası sorumluklarından arınmış bir yaşam arzusu.

Ama büyümek: Asıl farkındalıkları da beraberinde getiriyor. O romantik görüntünün ardındaki gerçeği görebilmek! İşte asıl büyümek. . .
Çünkü insan duygusal olgunluğun eşiklerinden bilerek veya bilmeden, kendi adımlarıyla atlıyor. Yalnızlığın hafif gibi görünen ama aslında kırılmaya en müsait yükünü yaşayarak anlıyor.

Tıpkı '' Sümüklü Böceğin kabuğunun; bir tutam tuz veya bir çocuğun parmak ucuyla kırılması.' Gibi!

Beğeniyle okudum.

. . . .

Kaleminiz susmasın.


© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL