Bugünün dünyasında hız benimsemiştir
İnsanlar sürekli yetişmeye, görünmeye ve kendini kanıtlamaya zorlanıyor. Teknoloji ilerledikçe iletişim artıyor; fakat buna rağmen insanlar birbirine daha uzak hissedebiliyor. Kalabalıkların içinde büyüyen yalnızlık, modern çağın en görünmez gerçeklerinden biri hâline geliyor. İşte tam bu noktada ütopik düşünceler yalnızca hayal değil, aynı zamanda bir ihtiyaç olarak ortaya çıkıyor.
Evrensel ölçekte düşünüldüğünde ütopya, kusursuz bir dünya vaadinden çok insanın kendini yeniden hatırlama çabasıdır. Daha az tüketen ama daha çok hisseden bir toplum düşüncesi, bunun temel yansımalarından biridir. İnsanların birbirini yalnızca başarılarıyla değil, kırılganlıklarıyla da anlayabildiği bir düzen fikri giderek daha değerli görünmektedir.
Ütopik yansımaların merkezinde çoğu zaman sezgi vardır. Çünkü insan, henüz gerçekleşmemiş bir geleceği önce içinde hisseder. Daha sessiz şehirler, daha sade yaşamlar, doğayla yeniden kurulan bağlar ve rekabet yerine dayanışmayı önemseyen toplumlar; önce düşüncede, sonra dilde, ardından gerçeklikte yer edinir. Bu nedenle ütopya yalnızca uzak bir düş değil, insanlığın yönünü belirleyen içsel bir pusuladır.
Belki de geleceğin en büyük dönüşümü teknolojide değil, insanın birbirine yeniden bakabilmesinde saklıdır. Bir insanın acısını geç fark etmeyen, duyguları bastırmayı güç saymayan ve sessizliği bir eksiklik olarak görmeyen toplumlar; bugünün dünyası için bile ütopik görünmektedir. Ancak bütün büyük değişimler önce imkânsız sayılmıştır.
...
Devamını oku »
Aynam ol diye beni seçmiştin,
Hep parlak, sırlı bir yanı kapalı,
Berrak ve şeffaf çağlayanımda,
Suretin görünürdü hasretle kaplı.
...
Devamını oku »
Orada benliğim çoğalır, kaybolur.
Her yansıma farklı bir yol
Ve her yol kendime çıkar beni bulmaya.
Bir yüzüm gülüyor, bir diğerim ağlıyor,
...
Devamını oku »
düşen sesim, yankılanmıyor.
Taş duvarlarda çınlıyor bir boşluk,
sözlerim sessizliğin sularında çözülüyor.
Kova sarkıyor, ip gergin, nafile;
...
Devamını oku »
dışarıya değil,
yalnızlığıma bakıyorum.
Rüzgâr, boş odadan süzülürken
gölge gibi sessiz
...
Devamını oku »
Görünmez parmakları vardı rüzgârın,
usulca çeviriyordu defterin sayfalarını.
Okumak istemesem de,
her fısıltı
yeni bir hikâyenin başlangıcıydı.
...
Devamını oku »
Bir yanım yara bere, bir yanım cam kırığı.
Söndürsen de içimde binlerce çırağı,
Yine de arar durur ruh bu toprağı.
Oysa bir daktilo sesi gelir uzaktan, bir de martı,
...
Devamını oku »
Kimisi ona bakar da
Gösterdiği suretten gözünü alamaz,
Her şeyin tersine döndüğünü bilmeden
Hayranlıkla kendini izler.
...
Devamını oku »
İyimserlik hayal görmek mi
Ses ile mi açıldı zihnimiz
Gönlümüz neden bilinmezin kendisini yaşar
Kısacık bir ömrü olan ölümden mi korkar
...
Devamını oku »
Gecenin yarısı, şehir uykusuz.
İçimde yüz yılın yorgunluğu var sanki.
Kaldırımlar konuşur, çınlar betonlar,
Boşlukta süzülen sesler, yitirir anlamını.
...
Devamını oku »