25.3.2017 09:57:24
İNLEYEN
Kalemimden dökülen her kelime inliyor
Ağlıyor her kelime her kelime sızlıyor.
Ruhumdaki sesleri yazıyor kalemlerim
Her çizgide bulunup çoğalan elemlerim.
Elimden emellerim teker teker düşüyor
Toplanan bunca neşem avucumdan uçuyor.
Birşeyler tutunuyor boşalan ellerime
Sis içinden bakıyor dumanlı gözlerime.
Şekilleniyor şimdi hayalimden gölgeler
Sanki serhoşmuş gibi hülyam o an sendeler.
Dallarından düşerek dökülmüş kırık hayat
Rüzgâr döküyor şimdi zehirlerini. Heyhat.
Gözlerimin önünde beni zorlar yakalar
Dönüyor pervaneler uçuyor şayıkalar.
İslahiye rüzgarı dağıtıyor saçımı
Seneler ucun ucun kesiyorlar yaşımı.
Yaşlanan yaşım benden çekinerek kaçıyor
Pervanenin yanında nahoşlukla dönüyor.
Dökülen kalemimden mustarip kelimeler
Acılarım içimden kalem ucuyla inler…
---- 04.02.1961 – Gaziantep
İsmailoğlu Mustafa YILMAZ – İstanbul
===============================
BENZERİ
İşte; “Ağır ağır çıkacaksın bu
Medivenleden” de bazen iştahlı
Bazan da kendince gönlün kederli.
“Eteğinde gümüş rengi bir yığın
Yaprak”… düşüncende günler geçecek
Ve yılla bir daha hiç gelmeyecek.
“Birgün bakacaksın semaya” sessiz
“Ağlayarak”… durgun, kanın donacak
Ve ömründe akşam geç olmayacak.
Mutlu günlerin de sonu kapkara
Neyleyeceksin de yaşamı heyhat…
Çekilecek artık bu acı hayat.
Ömür dayanır mı yokuş yollara
Onsekiz yaş artık ömrün çeyreği
Bel bükülür, elde destek değneği.
---- 06.09.1962 – Afyonkarahisar
İsmailoğlu Mustafa YILMAZ – İstanbul