14.6.2018 01:53:14
gidişin;
hedefine odaklanmış bir mavzer ıslığıydı
yelesi kana bulanmış bir savaş atını; dizginlemekti, sana gitme demek
gözünden öptüm, göz yaşını içtim
yinede gittin
güvercinler gibi vuruldum şehrin orta yerinde
başucumda ağladı serçeler
bir kinin var gibi
kırk yıllık düşmanından öç alır gibi
gittin
susuz sardunyalar gibi çürümeye bıraktın; beni bu şehirde
kınına su kaçmış bıçaklar gibi paslandım
batık kalyonlar gibi gömüldüm hasretinin dibine
eski libas gibi dikişlerimden söküldüm
gittin…
kaşlarının yayında gerip te gidişini
bir ok gibi saplarken göğsüme;
prometheus'un ciğerini didikleyen kuzgunlar üşüştü üstüme
zemheri vurdu baharlarım ı
zehirli sarmaşıklar gibi acı derledi şiirlerim
sefil baykuşlar kondu gönlümün harabesine
yüreğim; bir kartalın pençesinde gider gibi gitti, ardından
sanki sevme duyumu yitirdim
sahipsiz akvaryumlar gibi yosun kapladım
aşklar jilet oldu
sevdalar fal çata
her dokunduğum aşkta ığıl ığıl kanadım
gittin…
fırtınalar sakladım buz rengi saçlarımda
yokluğunda; nasıl savrulduğumu gör diye
avuçlarımda kelebek ölüleri biriktirdim
beni ne kadar öldürdüğünü
bil diye